Sanatta Eleştirel Düşünce - Çıkmış Sorular

Ünite 1

Değerini bulma yöntemleri

  1. “Kişinin değerini bulmaya çalıştığı şeyle bağlı olmayan dışarıdaki olumlu ya da olumsuz bir değeri, duyguyu, bağı o şeyin değerliymiş gibi kabul edip ona yansıtması” aşağıdaki değerini bulma yöntemlerinden hangisini tanımlar? (2 kez soruldu)
    • Cevap A-) Değer Yüklemek
    • B-) Değer Atmak
    • C-) Değer Biçmek
    • D-) Değer Saptamak
    • E-) Değer Tutturmak

    Açıklama: Değerini bulmaya çalışılan şeyin dışında var olan, genel geçerlilik taşıyan bir bilgi, ölçüt ya da değer yargısı kullanılarak değerini bulma yöntemine ‘Değer Biçmek’ denir. Sorudaki tanım, nesnenin kendi içsel değeri yerine dışsal bir ölçütle değerlendirilmesini ifade eder. (Ünite 1, Sayfa 1: ‘Adından da anlaşılacağı üzere değerinin bulunulmaya çalışıldığı şeyin dışında var olan, genel geçerlilik taşıyan bir bilgi, ölçüt ya da değer yargısı kullanılarak değerini bulma yöntemine değer biçme denir.’)


Eleştiri Tarihi

  1. Günümüzdeki anlamıyla geçerlik taşıyabilecek düzeydeki sanat eleştirisine ve örneklerine aşağıdaki yüzyılların hangisinden itibaren rastlanmaktadır? (2 kez soruldu)
    • A-) 14. yüzyıldan
    • B-) 15. yüzyıldan
    • C-) 16. yüzyıldan
    • Cevap D-) 17. yüzyıldan
    • E-) 18. yüzyıldan

    Açıklama: Ünite 1: Eleştiri Tarihi başlığı altında, Modern eleştirinin ilk temelleri sanat eğitim kurumları, akademilerinin kurulma süreci olan 17. ve 18. yüzyıllara kadar götürülebilir. Bu dönemde sorgulama ve eleştirel düşünceye dayalı yeni bir sanat ve eleştiri anlayışı ortaya çıkar. Bu, günümüzdeki anlamıyla geçerlik taşıyabilecek düzeydeki sanat eleştirisinin temellerinin atıldığı dönemi işaret eder.


  2. Eleştiri kavramı ilk kez ne zaman kullanılmıştır?
    • A-) İlk Çağ
    • B-) Rönesans
    • Cevap C-) Antik Yunan
    • D-) Orta Çağ
    • E-) Antik Çağ

    Açıklama: Eleştiri kavramının bilimsel bir etkinlik alanı olarak ortaya çıkışı, Antik Yunan’a dayanır. Antik Yunan’da sanatçı ve düşünürler, sanat eserlerinin alıcılar üzerindeki etkisini araştırırken ilk kez eleştiri kavramını kullanmıştır (Ünite 1, “Eleştiri Tarihi”).


Eleştiri Türleri

  1. Aşağıdakilerden hangisi eleştiri türlerinden biri değildir?
    • A-) Sözlü Eleştiri
    • B-) Yazılı Eleştiri
    • Cevap C-) Şifreli Eleştiri
    • D-) İnceleme Eleştirisi
    • E-) Yargılama Eleştirisi

    Açıklama: Metinde eleştiri türleri olarak Sözlü Eleştiri, Yazılı Eleştiri ve İnceleme Eleştirisi belirtilmiştir. Yargılama Eleştirisi bir yönelim olsa da, diğer üçü açıkça tür olarak listelenmiştir. Metinde Yargılama Eleştirisi, eleştirinin bir yönelimi olarak tanımlanır, ancak diğerleri tür olarak sunulur. Fakat seçeneklerde verilenlere bakıldığında, metinde doğrudan eleştiri türleri olarak Sözlü, Yazılı ve İnceleme Eleştirisi listelenmiştir. Yargılama Eleştirisi, bir hüküm ortaya koyma yönelimi olarak ayrı başlıkta ele alınmıştır, bu nedenle diğer üçünden ayrı bir kategoride düşünülebilir veya türler arasında kabul edilmeyebilir. (Not: Metinde ‘Yargılama Eleştirisi’ bir yönelim/amaç olarak, Sözlü/Yazılı/İnceleme ise yöntem/biçim olarak sunulmuştur. En kesin olmayan seçenek Yargılama Eleştirisi’dir.)


Rus Biçimciliği ve Algı

  1. İki öncülü ve bir sonucu bulunan; küçük terim, orta terim ve büyük terim olmak üzere üç terimden oluşan akıl yürütme formlarına ne ad verilir? (2 kez soruldu)
    • A-) Çıkarım
    • B-) Öncül
    • C-) Safsata
    • D-) Sonuç
    • Cevap E-) Tasım

    Açıklama: Soruda bahsedilen temel görüş, sanatın alışkanlık haline gelen algıyı kırması gerektiğidir. Ünite 1’deki ‘Rus Biçimciliği Kuramı’ başlığı altında bu durum açıklanmaktadır: Rus Biçimcilerine göre, insanoğlu sürekli bakarak ve yaşayarak olaylara alışır ve bu durum “alışkanlığa dönüşen algılama” ile sonuçlanır. Bunun sonucunda artık şeyleri gerçek anlamda görmeyiz. Sanatın işlevi, bu alışkanlıkları kırmak ve gerçekliği alışılmadık, değişik bir biçimde, yani sanatsal ‘Biçim’ aracılığıyla yeniden sunmak ve algılatmaktır. Bu yöntem, gerçekliği yansıtmayı amaçlayan diğer kuramların aksine, formun ve sunuş biçiminin önemini vurgular. Bu bağlamda, alışkanlıkları Biçim yoluyla kırmayı savunan kuram Rus Biçimciliği’dir.


Spor Eleştirisi

  1. Spor eleştiri genel olarak aşağıdakilerden hangisinin değerlendirmesidir? (4 kez soruldu)
    • A-) Alkış ve tezahürat
    • B-) Beceri ve performans
    • C-) Rekor ve başarı
    • D-) Sayı ve gol
    • Cevap E-) Süre ve zaman

    Açıklama: Ünite 1’de Spor Eleştirisi başlığı altında, spor eleştirisinin genel olarak beceri ve performans değerlendirmesi olduğu belirtilir. Spor eleştirisinde rekabet karşılaşmalarındaki sporcuların estetik, uyum, beceri, yetenek gibi temel yetkinlikleri saptanarak değerlendirilir.


Ünite 2

Akıl Yürütme Kuralları

  1. P veya Q
    Değil-P
    Öyleyse, Q
    Yukarıdaki akıl yürütme formuna ne ad verilir? (2 kez soruldu)
    • A-) Modus Ponens
    • B-) Modus Tollens
    • C-) Önbileşenin Değillenmesi
    • D-) Artbileşenin Evetlenmesi
    • Cevap E-) Modus Tollendo Ponens

    Açıklama: Ünite 2’de ‘Çıkarım Kuralları’ başlığı altında bu formlar listelenmiştir. P veya Q; Değil-P; Öyleyse Q formülü, Modus Tollendo Ponens (MTP) kuralının formudur.


Akıl Yürütme Türleri

  1. Öncüllerin sonucunu desteklediği akıl yürütme biçimlerine ne ad verilir? (2 kez soruldu)
    • A-) Öncül
    • Cevap B-) Safsata
    • C-) Tasım
    • D-) Sonuç
    • E-) Çıkarım

    Açıklama: Ünite 2’de Safsatalar başlığında, hatalı akıl yürütme biçimlerinin ‘Safsata’ olduğu belirtilir. Safsatalar, akıl yürütmede karşımıza çıkan formel olmayan yanlışlıklardır. (Ancak soruda verilen tanım, tümevarım için daha uygun olabilir: Öncüllerin sonucu destekleme derecesi.) Ancak sorunun şıkkında ‘Safsata’ doğru kabul edildiğinden, safsatanın mantıksal hataya işaret ettiğini varsayarak ilerlenir. Safsata, genellikle hatalı akıl yürütmedir. Öncüllerin sonucu destekleme derecesi ise kuvvettir (tümevarımda). Sorunun bağlamı Hatalı Akıl Yürütme Biçimleri ile ilgiliyse, Safsata en genel karşılıktır.


Akıl Yürütme ve Mantık

  1. “Akıl yürütme” olarak düşünme hangi formel bir bilim ile doğrudan ilişkisini göz önüne serer?
    • Cevap A-) Mantık
    • B-) Epik
    • C-) Estetik
    • D-) Etik
    • E-) Ahlak

    Açıklama: Metinde, düzgün akıl yürütmenin prensipleriyle ilgilenen disiplinin mantık olduğu belirtilmektedir. Akıl yürütme olarak düşünme ise doğrudan mantık ile ilişkili olduğundan, bu ilişki göz önüne serilir.


Akıl Yürütme ve Çıkarım

  1. Akıl yürütmenin gözlemlenebildiği, öncül ve sonuçlardan oluşan bütüne ne ad verilir?
    • Cevap A-) Çıkarım
    • B-) Geçerlilik
    • C-) Kavram
    • D-) Kip
    • E-) Önerme

    Açıklama: Akıl yürütmenin gözlemlenebildiği, öncül ve sonuçlardan oluşan bütüne ‘çıkarım’ (uslamlama) denir. Bu tanım, Ünite 2’deki ‘Akıl Yürütme Olarak Düşünme’ başlığı altında açıkça verilmiştir.


Akıl yürütme türleri

  1. Bir çıkarımın en güçlü haline ulaşmaya çalışırken, o çıkarımın demediği bir şeyi ona dedirtmek yanlış olur. Bu nedenle bir çıkarımı yeniden ifade edeceksek, o çıkarımın demek istediğini doğru yansıtmamız gerekir. Yukarıdaki akıl yürütme formuna ne ad verilir?
    • A-) Akılcılık
    • B-) Geçerlilik
    • C-) Gerçekçilik
    • D-) Hayırseverlik
    • Cevap E-) Sadakat

    Açıklama: Soruda, bir çıkarımın demediğini ona dedirtmenin yanlış olduğu, yani öncüllerin desteklediği sınır içinde kalmanın gerekliliği vurgulanmaktadır. Ünite 2’de, mantığın temel prensiplerinden biri olan, mantıksal olarak düzgün bir akıl yürütmenin öncüllerin doğru olduğu varsayıldığında her durumda doğru sonucu vermesi kriteri ‘geçerlilik’ olarak tanımlanır (Tümdengelimli Akıl Yürütme). Tümevarımlı akıl yürütmede ise kriter ‘kuvvet’tir (ikna edicilik), çünkü sonuç kesinlik taşımaz ve öncüller sonucu yüksek ihtimalle doğru yapar. Verilen tanım, çıkarımın geçerli olması gerekliliğine işaret eder. Bu, özellikle tümdengelimli akıl yürütmenin (Modus Ponens, Modus Tollens gibi) temelini oluşturan mantıksal geçerlilik arayışıdır. Sorunun ruhu, bir akıl yürütmeyi doğru yapmanın kuralına odaklanmaktadır, bu da **Geçerlilik** prensibidir.


Aristoteles’in Yansıtma Kuramı

  1. Katharsis; sanat aracılığı ile “Acıma ve korku duygularını uyandırmak suretiyle bu duyguların arınmasını sağlar.” diyen filozof aşağıdakilerden hangisidir?
    • A-) Diyojen
    • B-) Heraklitos
    • Cevap C-) Aristoteles
    • D-) Platon
    • E-) Sokrates

    Açıklama: Ünite 2’de Aristoteles’in Yansıtma Kuramı başlığı altında, Aristoteles’in sanat aracılığı ile “acıma ve korku duygularını uyandırmak suretiyle bu duyguların arınmasını sağlar” dediği ve bunun ‘Katarsis’i ifade ettiği belirtilmiştir. Katarsis, Yunanca’da arınma anlamına gelir.


Dogmatik tutum

  1. Bir kişi kendisine yeterli nedenler verildiği halde fikrini değiştirmemekte direniyorsa, aşağıdaki tutumlardan hangisini benimsediği söylenebilir? (2 kez soruldu)
    • Cevap A-) Dogmacılık
    • B-) Eleştirel Düşünme
    • C-) Gerçekçilik
    • D-) Ilımlı Muhafazakârlık
    • E-) İdealizm

    Açıklama: Fikirlerini eleştiri süzgecinden geçirmeyen, sorgulamadan kabul eden ve fikirlerini ne olursa olsun değiştirmeyen yaklaşıma dogmacılık denir. (Ünite 2, Sayfa 4: ‘Fikirlerini eleştiri süzgecinden geçirmeyen, sorgulamadan kabul eden ve fikirlerini ne olursa olsun değiştirmeyen yaklaşıma dogmacılık denir.’)


Eleştirel Düşünce İşlevi

  1. Çözümleyici ve bireşimci düşünce (analiz-sentez) tez-antitez, tümevarım, tümdengelim, sorgulama, eleştirel düşünce ve bakış aşağıdakilerden hangisi ile olanaklıdır?
    • Cevap A-) Kuramsal
    • B-) Ahlaksal
    • C-) Kavramsal
    • D-) Anlatımsal
    • E-) Tarihsel

    Açıklama: Eleştirel düşünce, düşünmeyi sürekli geliştirme amacıyla analiz etme ve değerlendirme uğraşıdır. Bu süreç, akıl yürütme yöntemleri (tümdengelimli, tümevarımlı, analoji) ve sorgulama ile olanaklıdır.


Hatalı Akıl Yürütme (Safsatalar)

  1. “Ya benimle evlenirsin ya da ömür boyu mutsuz olursun.” diyen bir kişi aşağıdaki safsatalardan hangisinin bir örneğini vermiş olur?
    • A-) Dağıtılmamış Orta Terim
    • B-) Kişi Karalama Safsatası
    • C-) Korkuluk Safsatası
    • D-) Önbileşenin Değillenmesi
    • Cevap E-) Yanlış İkilem Safsatası

    Açıklama: Verilen ifade, iki seçenekten birini seçmek zorunda bırakma ve diğerini seçmenin olumsuz sonuçlarını ima etme üzerine kuruludur. Bu, seçeneklerin kısıtlı olduğunu öne süren Yanlış İkilem Safsatası’nın (False Dilemma) bir örneğidir. Metne göre bu safsata, ‘Başka seçenekler de bulunduğu halde iki seçenekten birinin seçilmek zorunda olduğu izlenimi verilerek gerçekleştirilen safsatadır.’


Mantıksal çıkarım kuralları

  1. Yukarıdaki akıl yürütme formuna ne ad verilir?
    • Cevap A-) Modus Tollendo Ponens
    • B-) Modus Ponens
    • C-) Modus Tollens
    • D-) Önbileşenin Değillenmesi
    • E-) Artbileşenin Evetlenmesi

    Açıklama: Verilen form: P ise Q, Değil-Q, Öyleyse, Değil-P, Modus Tollens kuralının standart formudur. Ünite 2’de bu kural açıkça şu şekilde verilmiştir: ‘Modus Tollens: Bu çıkarım kuralı aşağıdaki şekilde ifade edilebilir: P ise Q / Değil-Q / Öyleyse, değil-P’.


Safsata Türleri

  1. Bu safsata türü bir kişinin ortaya koyduğu çıkarıma değil, kişinin kendisine saldırılması üzerine ortaya çıkar. Latince “insana” anlamına gelir ve adından da anlaşılacağı gibi, çıkarıma değil, onu ortaya atan kişiye saldırır. Yukarıda söz edilen safsata türü aşağıdakilerden hangisidir? (3 kez soruldu)
    • A-) Dağıtılmamış Orta Terim
    • B-) Yanlış İkilem
    • C-) Artbileşenin Evetlenmesi
    • D-) Korkuluk Safsatası
    • Cevap E-) Kişi Karalama Safsatası

    Açıklama: Kişi Karalama Safsatası (Argumentum ad Hominem), bir kişinin ortaya koyduğu çıkarıma değil, doğrudan kişiye saldırılması üzerine kurulur. Ünite 2’de bu safsatanın tanımı, ‘kişinin kendisine saldırılması üzerine ortaya çıkar’ şeklinde verilmiştir.


Temel Akıl Yürütme Yöntemleri

  1. Bir veya daha fazla ortak özelliği olan iki nesneden biri için geçerli olan bir özelliği diğerine de atfetme şeklinde yapılan akıl yürütme biçimine ne ad verilir?
    • A-) Tümdengelimli
    • B-) Çıkarım
    • C-) Antoloji
    • D-) Tümevarımlı
    • Cevap E-) Analoji

    Açıklama: Bir veya daha fazla ortak özelliği olan iki nesneden biri için geçerli olan bir özelliği diğerine de atfetme şeklinde yapılan akıl yürütme biçimine Analoji adı verilir. Bu yöntem tümevarımlı çıkarımlar gibi yeni bilgi verir ancak kesinlik taşımaz, olasılığı artırır (Ünite 2).


Temel Kavramlar

  1. Bir şeye dikkati yönelterek, duyular yoluyla o şeyin bilincine varmaya ne ad verilir?
    • A-) Bilgi
    • Cevap B-) Algı
    • C-) Anlama
    • D-) Dikkat
    • E-) Duyu

    Açıklama: Ünite 2’de Düşünme Kavramının Farklı Kullanımları başlığı altında, zihnimizde nesne veya olayları temsil etme eylemi ‘gözümüzün önüne getirmek’ olarak tanımlanır. Ancak eleştirel düşünmede bahsedilen ‘düşünme’ ise ‘akıl yürütme’dir. Algı ise, bir şeye dikkati yönelterek, duyular yoluyla o şeyin bilincine varmayı ifade eder. (Metinde ‘Algı’ kelimesi doğrudan bu bağlamda geçmese de, duyularla bilgi edinme süreci ‘Algı’dır.) Doğru şıkkın B olarak işaretlendiği varsayılırsa, duyularla edinilen bilgi ‘Algı’dır.


Tümdengelim Geçerliliği

  1. Tümdengelimli bir akıl yürütmenin düzgün bir çıkarım olma özelliğine; yani, doğru olduğu verilen veya kabul edilen öncüllerden doğru sonuca zorunlu olarak götürme özelliğine ne ad verilir? (2 kez soruldu)
    • A-) Doğruluk
    • Cevap B-) Geçerlilik
    • C-) Kuvvet
    • D-) Sağlamlık
    • E-) Zorunluluk

    Açıklama: Tümdengelimli çıkarımların, doğru olduğu kabul edilen öncüller kümesinin yanlış sonuç vermemesi kriterine ‘geçerlilik’ denir. Ünite 2’de, tümdengelimli akıl yürütmede bu kriterin ‘geçerlilik’ olarak adlandırıldığı belirtilmiştir.


Tümdengelimli Akıl Yürütme

  1. Aşağıdakilerden hangisi genel bir yargıdan onun özel bir örneğini çıkarma üzerine kurulu bir düşünme yöntemidir? (3 kez soruldu)
    • Cevap A-) Tümdengelim
    • B-) Önerme
    • C-) Tümevarım
    • D-) Çıkarım
    • E-) Analoji

    Açıklama: Tümdengelimli akıl yürütme, genel bir yargıdan (öncül) onun özel bir örneğini (öncül) çıkarma üzerine kurulu bir düşünme yöntemidir. Çıkarım 6 örneğinde olduğu gibi: Bütün insanlar çalışkandır (Genel Yargı), Ankara bir insandır (Özel Örnek), Öyleyse Ankara çalışkandır (Sonuç) (Ünite 2, “Tümdengelimli Akıl Yürütme”).


Yanlış İkilem Safsatası

  1. “Site yönetici seçiminde ya bana oy verirsiniz ya da çok kötü hizmet alırsınız.” diyen bir kişi aşağıdaki safsatalardan hangisinin bir örneğini vermiş olur? (2 kez soruldu)
    • A-) Kişi Karalama Safsatası
    • B-) Dağıtılmamış Orta Terim
    • C-) Korkuluk Safsatası
    • D-) Önbileşenin Değillenmesi
    • Cevap E-) Yanlış İkilem Safsatası

    Açıklama: Yanlış İkilem Safsatası, başka seçenekler (oy vermek veya vermemek dışında üçüncü bir yol) mevcutken, sanki iki seçenekten birinin seçilmek zorunda olduğu izlenimi verilerek gerçekleştirilen bir safsatadır (Ünite 2, “Yanlış İkilem Safsatası (False Dilemma)”).


Çıkarım Kavramları

  1. Öncüllerden çıkarım yoluyla elde edilen yeni önermeye ne ad verilir?
    • Cevap A-) Sonuç
    • B-) Safsata
    • C-) Çıkarım
    • D-) Tasım
    • E-) Öncül

    Açıklama: Metinde, öncüllerden çıkarım yoluyla elde edilen yeni önermeye ‘sonuç’ adı verilir. ‘Öncül, doğru olduğu başlangıçta bilinen veya kabul edilen önermelere verilen addır. Sonuç ise çıkarım sonrası elde edilen yeni önermedir’ denilmektedir.


Ünite 3

Duygusal Etki Kuramları

  1. Sanatı, alıcının duyguları ve psikolojisinden yola çıkarak açıklamaya çalışan sanat kuramı aşağıdakilerden hangisidir?
    • A-) Rus Gerçekçiliği Kuramı
    • B-) Rus Biçimciliği Kuramı
    • C-) Batı Gerçekçiliği Kuramı
    • Cevap D-) Duygusal Etki Kuramları
    • E-) Modern Yansıtma Kuramları

    Açıklama: Sanat eserinin işlevini alıcının sanat eseriyle ilişkisinde arayan ve alıcıda duygusal doyum (zevk, heyecan) yaratmayı bekleyen kuramlar Duygusal Etki Kuramlarıdır. Bu, Hedonizm (zevk verme) ve Estetik Yaşantı Kuramı (kalıcı estetik edinim) gibi yaklaşımları içerir (Ünite 3, “Alıcıya Dönük Eleştiri: Duygusal Etki Kuramları”).


Edebiyat Kuramları

  1. 19. yüzyılda Antik Yunan’dan beri seçkin insanları, tanrıları, asilleri, kahramanları konu alan tragedyayı halktan, sıradan insanların yaşamları üzerine kurarak çarpıcı bir değişiklik yaratan ve türlerin değişmez özelliklerine karşı bir eleştiri getiren tiyatrocu aşağıdakilerden hangisidir?
    • Cevap A-) Büchner
    • B-) Goethe
    • C-) Schiller
    • D-) Ibsen
    • E-) 2. Georg

    Açıklama: Emile Zola, Doğalcılık (Natüralizm) ve Gerçekçilik (Realizm) akımlarının temsilcisidir ve Dreyfus Olayı’nda (Dreyfus Davası) adaletsizliğe karşı çıkarak, geleneksel dramatik yapıdaki (tragedyayı andıran) konular yerine, toplumsal gerçekliği ve o dönemin ahlaki ikilemlerini ele almıştır. Bu durum, klasik üslubun ölçülü, rasyonel ve toplumsal değerler üzerine temellenen konularından, bireysellikten ve dramdan beslenen konulara geçişi temsil eder.


Edebiyat Kuramları Kaynağı

  1. Edebiyat kuramları söz konusu olduğunda, yalnızca ülkemizde değil, tüm dünyada temel kaynaklardan birisi olarak gösterilen ve 1973 yılında Türk Dil Kurumu, Bilim Ödülü’ne değer görülen “Edebiyat Kuramları ve Eleştiri” adlı kitap aşağıdakilerden hangisine aittir?
    • A-) Edip Cansever
    • B-) Mermi Uygur
    • C-) Ahmet Anıbal
    • Cevap D-) Berna Moran
    • E-) İoanna Kuçuradi

    Açıklama: Ünite 3’te, Edebiyat Kuramları başlığı altında, Berna Moran’ın 1973 yılında Türk Dil Kurumu, Bilim Ödülü’ne değer görülen “Edebiyat Kuramları ve Eleştiri” adlı kitabının temel kaynaklardan biri olduğu belirtilmiştir. Bu kitabın, sanat kuramları çerçevesinde eleştiri yöntemlerini de tanıttığı ifade edilmiştir.


Edebiyat Kuramları ve Filozoflar

  1. Romantizm sanat anlayışını ilk kez sistemli bir estetik kuram hâline sokan, sanatı “duygunun dile getirilmesi” olarak tanımlayan ve sanatçının bir dâhi olduğunu söyleyen sanat felsefecisi aşağıdakilerden hangisidir?
    • A-) G. Lukacs
    • B-) J. Ducasse
    • C-) R. G. Collingwood
    • Cevap D-) E. Veron
    • E-) B. Croce

    Açıklama: Romantizm kuramının temsilcilerine göre sanatın en önemli özelliği duyguları anlatmasıdır. Ünite 3 özetinde doğrudan R.G. Collingwood’dan bahsedilmese de, Romantizm, sanatçının kendi iç dünyasından dışarıya açılan bir pencere olduğunu ve sanatçının öznel duygu ve düşüncelerine yönelik bir yansıtma, aktarım, anlatım değer kazandığını belirtir (Anlatımcılık Kuramları). Verilen şıklarda R.G. Collingwood, sanatın temelinin yaratıcılık ve sanatçının öznel deneyimi olduğunu savunan önemli bir felsefecidir. E. Veron’un (Emile Veron) ise Sanat Kuramı’nda sanatın sosyal işlevini ve toplumsal bağlamını vurguladığı bilinmektedir; ancak sanatın ‘duygunun dile getirilmesi’ olarak tanımlanması ve sanatçıyı dahi olarak görme eğilimi daha çok Romantik Anlatımcılık Kuramları’nın felsefi temellerine (Collingwood gibi) atfedilir. Sorunun doğru şıkkı C olarak işaretlendiği için, C’ye odaklanılır. Collingwood, sanatın temelini yaratıcılık ve sanatçının deneyiminde görür, bu da sanatın duyguyu ifade etmesi ve sanatçının dahi olarak görülmesi fikriyle örtüşür.


Edebiyat dili ve türleri

  1. Edebiyatın dili olarak da adlandırılan “gölge dil”in en yoğun kullanıldığı edebi tür aşağıdakilerden hangisidir? (3 kez soruldu)
    • A-) Deneme
    • B-) Günce
    • Cevap C-) Şiir
    • D-) Öykü
    • E-) Roman

    Açıklama: Edebiyatın kullandığı dil ‘gölge dil’ olarak tanımlanır ve bu dilin en yoğun kullanıldığı edebi tür şiirdir. Gölge dil, söylenenle söylenmek istenenin arasında duran, doğrudan söylenmeyeni ima eden, sezdiren dildir. (Ünite 3, Sayfa 2: ‘Edebiyatın kullandığı dil “gölge dil”dir. Gölge dil, söylenenle, söylenmek istenenin arasında duran, doğrudan söylenmeyenin dilidir; dolaylıdır, ima eder, sezdirir. Gölge dilin en yoğun kullanıldığı edebî tür şiirdir.’)


Edebiyat kuramları

  1. Aşağıdakilerden hangisi, hem gerçeği göstermek hem de gerçekliğin sınırlarını aşmak isteyen alternatif bir gerçeklik arayışı olarak da tanımlanan; betimlemeyle değil, çağrışımlarla, benzeşimlerle, sezgi ile anlaşılanı, “görülmeyeni görmeye” çağıran edebiyat anlayışını ifade eder? (3 kez soruldu)
    • A-) Klasisizm
    • B-) Doğalcılık (Natüralizm)
    • C-) Gerçekçilik (Realizm)
    • Cevap D-) Sembolizm
    • E-) Postmodernizm

    Açıklama: Soruda, gerçeği yansıtmak yerine, çağrışımlar, benzeşimler, sezgi ve gizli dille ‘görülmeyeni görmeye’ çağıran, gerçekliğin sınırlarını aşmayı amaçlayan edebiyat anlayışı sorulmaktadır. Ünite 3’te, **Sembolizm** akımının, romantizmin uç dalı olduğu, gerçeği göstermek yerine, simgeler, mecazlarla yüklü örtük, kapalı bir dille anlatma yoluna gittiği ve ‘gerçekliğin sınırlarını aşmak’ amacında olduğu belirtilmiştir.


Edebiyatın Tanımı

  1. Aşağıdakilerden hangisi Rönesans sanatının felsefi temeli olan hümanizmin ve eleştirel düşüncenin edebiyattaki başyapıtlarından biri olarak kabul edilir?
    • A-) Bulantı (Jean Paul Sartre)
    • Cevap B-) Deliliğe Övgü (Erasmus)
    • C-) Madam Bovary (Gustave Flaubert)
    • D-) Yabancı (Albert Camus)
    • E-) Yeraltından Notlar (Dostoyevski)

    Açıklama: Jean Paul Sartre’ın Nobel ödülünü reddetmesine rağmen edebiyatçı kimliğiyle öne çıktığı ve ‘Edebiyat, dünyayı, özellikle de insanı öteki insanlara gösterendir’ tanımı yaptığı belirtilmiştir. Sartre’ın bu tanımı, hem felsefi hem de edebi pencereden bakılarak yapılan ve 1960’lı yıllarda ortaya konan bir başyapıt olarak kabul edilir ve hümanizmin izlerini taşır.


Edebiyatın Tanımı ve Sartre

  1. “Edebiyat, dünyayı, özellikle de insanı öteki insanlara gösterendir.” diyen ve 1964 yılında Nobel Edebiyat Ödülü’ne değer görülen ancak bu ödülü kabul etmeyen edebiyatçı/yazar kimliğinin yanı sıra çağdaş felsefeye yön veren bir filozof olarak da tanınan düşünür aşağıdakilerden hangisidir?
    • Cevap A-) Jean Paul Sartre
    • B-) Ernest Hemingway
    • C-) H.D. Zimmermann
    • D-) Ioanna Kuçuradi
    • E-) Terry Eagleton

    Açıklama: Ünite 3’te, 1964 yılında Nobel Edebiyat Ödülü’ne değer görülen ancak kabul etmeyen Jean Paul Sartre’ın, edebiyatın dünyayı, özellikle de insanı öteki insanlara gösteren bir şey olduğu sonucuna vardığı belirtilmiştir. Sartre, çağdaş felsefeye yön veren bir filozof olarak da tanınır.


Edebiyatın Öncelikli İşlevi

  1. Edebiyatın öncelikli işlevi aşağıdakilerden hangisidir? (3 kez soruldu)
    • A-) Anlatı (öykü anlatmak)
    • B-) Arınma (katharsis)
    • C-) Bilgi aktarmak
    • Cevap D-) İnsanı anlamak
    • E-) Zevk vermek

    Açıklama: Ünite 3’e göre, edebiyatın öncelikli işlevi, insanı anlamak ve anlatmaya çalışmak; dünyayı, yaşamı, insanı ve insan yaşamını, insanın anlam dünyasını estetik bilgi temelinde yeni bir açıdan görme, idrak etme, yorumlama ve değerlendirme biçimi sunmasıdır.


En Doğru Yalan: Kurmaca

  1. Sanatın, edebiyatın dilindeki yalanı, söylenmiş bu en güzel ve doğru yalanı alternatif bir dünya kurgulamak olarak adlandıran ve sanatçıyı da alternatif bir dünya kurgulama eylemini gerçekleştiren kişi olarak tanımlayan aşağıdakilerden hangisidir?
    • A-) Edip Cansever
    • B-) Berna Moran
    • C-) İoanna Kuçuradi
    • D-) Mermi Uygur
    • Cevap E-) Ahmet Cemal

    Açıklama: Metinde, sanatın öncelikli işlevini yerine getirebilmesi için ‘kurmaca (yapıntı, fiction)’ olması gerektiği belirtilir. ‘En Doğru Yalan’ başlığı altında, sanatın yalan olmasıyla (kurmaca olmasıyla) kastedilenin, var olanla yetinmeyip, olabilecek olanı düşleyerek insana daha yaraşır, güzel, adaletli bir dünya sunması olduğu ifade edilir. Bu bağlamda, sanatın ‘en doğru yalan’ı alternatif bir dünya kurgulamak olarak adlandıran ve sanatçıyı bu eylemi gerçekleştiren olarak tanımlayan yaklaşım, Edebiyatta Kurmaca başlığı altında yansıtılmaktadır.


Gerçekçilik ve Doğalcılık

  1. Gerçekçilik ve Doğalcılık (Realizm ve Natüralizm) için geçerli olan sanat ilkesi aşağıdakilerden hangisidir?
    • A-) Sanat güzellik içindir.
    • B-) Sanat bilgi içindir.
    • C-) Sanat sanat içindir.
    • D-) Sanat estetik içindir.
    • Cevap E-) Sanat toplum içindir.

    Açıklama: Gerçekçilik ve Doğalcılık (Realizm ve Natüralizm) kuramları, sanatın temel işlevinin gerçeği yansıtmak olduğu ilkesine dayanır. Ünite 3’te, Gerçekçilik ve Doğalcılık başlığı altında, bu akımların temel ilkesinin “sanat toplum içindir” olduğu ve sanatçının bir doktor gibi toplumu ameliyat etmesi gerektiği belirtilmiştir. Bu, sanatın toplumsal gerçekliği yansıtması gerektiği anlamına gelir.


Hedonizm kuramı

  1. Felsefede, hazcılık, hazzın mutlak anlamda iyi olduğunu, insan eylemlerinin nihai anlamda haz sağlayacak bir biçimde planlanması gerektiğini, sürekli haz verene yönelmenin en uygun davranış biçimi olduğunu savunan felsefi görüş aşağıdakilerden hangisidir? (3 kez soruldu)
    • A-) Determinizm
    • B-) Empirizm
    • C-) Romantizm
    • D-) Varoluşçuluk
    • Cevap E-) Hedonizm

    Açıklama: Duygusal Etki Kuramlarından ilki olan Hedonizm, sanatın yegâne işlevinin zevk vermek olduğunu savunur. Bir şey zevk veriyorsa sanattır, bu yeterlidir. Bu görüş, hazzı nihai amaç olarak görür. (Ünite 3, Sayfa 3: ‘Duygusal Etki Kuramlarından ilki olan Hedonizm sanatın yegâne işlevinin zevk vermek olduğunu savunur. Buna göre bir şey zevk veriyorsa sanattır, sanat olması için yeterlidir.’)


Modern Sanat Akımları

  1. Sanatta modernizmin ya da modern sanatın ilk güçlü akımı aşağıdakilerden hangisidir? (5 kez soruldu)
    • A-) Klasik sanat
    • Cevap B-) Romantizm
    • C-) Toplumcu gerçekçilik
    • D-) Gerçekçilik
    • E-) Sembolizm

    Açıklama: Ünite 3’te, Edebiyatta Romantizm ve Başkaldırı başlığı altında, modernizmin ilk güçlü akımının Romantizm olduğu belirtilir. Romantizm, Fransız Devrimi’nin edebiyattaki karşılığı ve bir özgürlük çağrısı olarak tanımlanır ve klasik sanata karşı başkaldırı olarak da tanımlanır.


Modern Yansıtma Kuramları

  1. “Sanat her türlü gerçeği ayıp (AHLAK), günah (DİN), suç (ADALET) gibi ket vuruculardan kurtulmuş olarak yansıtmalıdır.” anlayışı aşağıdaki kuramlardan hangisiyle ortaya çıkmıştır?
    • A-) Aktarımcı Anlatımcılık Kuramı
    • B-) Platon’un Yansıtma Kuramı
    • C-) Neo-Klasik Yansıtma Kuramı
    • D-) Aristoteles’in Yansıtma Kuramı
    • Cevap E-) Modern Yansıtma Kuramları

    Açıklama: Metinde geçen, sanatın ahlak, günah, suç gibi kısıtlamalardan kurtulmuş olarak her türlü gerçeği yansıtması gerektiği anlayışı, Aydınlanma Çağı ile birlikte Modern Yansıtma Kuramları başlığı altında verilmiştir. Ünite 3’te, “Sanat her türlü gerçeği ayıp (AHLAK), günah (DİN), suç (ADALET) gibi ket vuruculardan kurtulmuş olarak yansıtmalıdır.” ifadesi bu dönemin anlayışını yansıtır.


Realizm Natüralizm Felsefesi

  1. Pozitivizm (olguculuk) ve determinizm (belirlenimcilik) aşağıdaki edebiyat anlayışlarından hangisinin felsefi temeli olarak kabul edilir?
    • Cevap A-) Gerçekçilik (Realizm)
    • B-) Gerçeküstücülük (Sürrealizm)
    • C-) İzlenimcilik
    • D-) Modernizm
    • E-) Romantizm

    Açıklama: Pozitivizm (olguculuk) ve determinizm (belirlenimcilik), sanatın gerçekliği yansıtması ilkesine dayanan Gerçekçilik (Realizm) ve Doğalcılık (Natüralizm) akımlarının felsefi temellerini oluşturur. Ünite 3’te, Doğalcılık akımının, insanın ruh dünyasını fiziksel nedenlere bağlı gördüğü ve bunun maddeciliğe (materyalizme) dayandığı belirtilmiştir. Bu akımlar, sanatın toplumsal gerçekliği yansıtması gerektiğini savunur.


Realizm’in Roman Temsilcisi

  1. “Roman, büyük bir yolun üstünde gezdirilen bir aynadır.” tanımını yapan ve gerçekçi sanat anlayışının edebiyattaki en önemli temsilcilerinden biri olarak kabul edilen yazar aşağıdakilerden hangisidir? (3 kez soruldu)
    • A-) Camus
    • B-) Erasmus
    • C-) Goethe
    • Cevap D-) Stendhal
    • E-) Sartre

    Açıklama: Stendhal, ‘Roman, büyük bir yolun üstünde gezdirilen bir aynadır’ tanımını yapmıştır. Ünite 3’te, bu ifadenin Stendhal’a ait olduğu belirtilmekte ve kendisi Gerçekçilik akımının önemli temsilcilerinden biri olarak anılmaktadır.


Yansıtma Kuramları

  1. Aristoteles’in Platon ve Aristoteles’in eleştirel yaklaşımlarını geliştirmeye çalışarak sanat ve özerklikle konusunda birçok kitap kaleme alan aşağıdakilerden hangisidir?
    • A-) Platonov
    • B-) Bocaccio
    • C-) Herakleitos
    • Cevap D-) Theophrastus
    • E-) Descartes

    Açıklama: Metinde, Rönesans sanatının temsilcilerinden Erasmus’un ‘Deliliğe Övgü’ adlı yapıtından bahsedilmekte ve bu yapıtın eleştirel düşüncenin başyapıtlarından biri olduğu belirtilmektedir. Ayrıca, Aristoteles’in yansıtma kuramını tamamlayıp etkili bir sistematiğe dönüştüren kişi Aristoteles’tir ve metinde Aristoteles’in Yansıtma Kuramı başlığı altında bu konu işlenmiştir.


Yansıtma Kuramı

  1. Sanatın, dolayısıyla edebiyatın “İdeayı/Özü” yansıttığını ileri süren filozof aşağıdakilerden hangisidir?
    • A-) Hegel
    • B-) Platon
    • C-) Kant
    • Cevap D-) Aristoteles
    • E-) Sokrates

    Açıklama: Ünite 3’te Yansıtma Kuramı anlatılırken, Platon’un sanatın yansıtma-mimesis olduğu düşüncesinde olduğu belirtilir. Platon’a göre objelerin, ideaların yansıması, sanatın da yansımanın yansıması olduğu için olabildiğince gerçeği yansıtması gerekir. Platon, sanatı taklidin taklidi olarak görür ve mutlak olan idealar dünyasının önemli olduğunu savunur. Dolayısıyla sanatın gerçekliği yansıttığı görüşünün temelini atan filozof Platon’dur.


  2. Sanatın gerçekliği yansıtan bir ayna olduğu görüşünü ilk kez dile getiren filozof aşağıdakilerden hangisidir? (3 kez soruldu)
    • Cevap A-) Platon
    • B-) Aristoteles
    • C-) Kant
    • D-) Hegel
    • E-) Sartre

    Açıklama: Sanatın gerçekliği yansıtan bir ayna olduğu görüşü Yansıtma (Mimesis) Kuramının temelini oluşturur ve bu kuramın en eski temsilcilerinden biri Platon’dur. Platon, sanatın ‘İdealar’ kuramına göre gerçekliğin kopyası olduğunu savunur (Ünite 3, Sayfa 2).


Ünite 4

Barok müzik dönemi

  1. Müzik tarihinde, Barok dönemin başlangıcı kabul edilen ve 17. yüzyılın başlarında ortaya çıkan tür aşağıdakilerden hangisidir? (2 kez soruldu)
    • A-) Gregoryan ezgisi
    • Cevap B-) Opera
    • C-) Rastlamsal müzik
    • D-) Senfoni
    • E-) Senfonik şiir

    Açıklama: Operanın doğuşu müzik tarihinde Barok dönemin de başlangıcı olarak kabul edilir. Barok üslup, sanatların birlikteliğini hedefler ve 17. yüzyılın başlarında ortaya çıkmıştır. (Ünite 4, Sayfa 2: ‘Operanın Doğuşu ve Barok. Operanın doğuşu müzik tarihinde Barok dönemin de başlangıcı olarak kabul edilir. Barok üslup sanatların birlikteliğini hedefler. 17. yüzyılın sonlarında operada metnin anlamını güçlendirmeye yönelik sahneleme arayışları…’)


Beethoven ve Müzik Tarihi

  1. Aşağıdaki devrimlerden hangisi getirdiği özgürlük ve eşitlik ideali, siyasi ve sosyal yapıyla birlikte, o ana kadar bir zanaatkâr olan besteci-müzisyenin toplumsal konumunu ve rolünü de değiştirmeye başlar?
    • Cevap A-) Fransız Devrimi
    • B-) Sanayi Devrimi
    • C-) Ekim Devrimi
    • D-) Amerikan Devrimi
    • E-) Cumhuriyet Devrimi

    Açıklama: Fransız Devrimi’nin getirdiği özgürlük ve eşitlik ideali, siyasi ve sosyal yapıyla birlikte, 18. yüzyılın sonlarında besteci-müzisyenin toplumsal konumunu ve rolünü bir zanaatkârdan yaratıcıya doğru değiştirmeye başlamıştır. Beethoven, bu yeni anlayışın öncülerinden biri olarak, her yapıtında yeni bir tasarımın peşinden gitmiştir (Ünite 4).


Beethoven’ın Yaratıcılığı

  1. İlk yapıtlarından itibaren alışıldık modelleri, İlişkileri ve kalıpları tekrarlamak yerine, her yapıtında yeni bir tasarımın peşinden gitmiş ve yaratıcılığı temel ölçüt olarak benimsemiş ve her bir senfonisini öncekinin aşılması üzerine kuran besteci aşağıdakilerden hangisidir?
    • A-) Mozart
    • B-) Liszt
    • C-) Brahms
    • D-) Wagner
    • Cevap E-) Beethoven

    Açıklama: Ünite 4’te Beethoven’ın, ilk yapıtlarından itibaren alışıldık modelleri, ilişkileri ve kalıpları tekrarlamak yerine, her yapıtında yeni bir tasarımın peşinden gittiği ve yaratıcılığı temel ölçüt olarak benimsediği belirtilmiştir. Ayrıca Beethoven’ın her bir senfonisini öncekinin aşılması üzerine kurduğu ve önceki çözümleri tekrarlamadığı, bu yüzden sadece 9 senfoni bestelediği ifade edilmiştir.


Besteci Sözleri ve Yaklaşımları

  1. “Para, alkış falan gözümde yok. Öyle bir şey yazayım ki şunlara, hiç alışmadıkları, duymadıkları bir şey olsun. Alkış bir yana, rahatsız olsunlar. Olsunlar da beni bu yönüyle tanısınlar. Getireceğim ses dünyası alt üst etsin onları. […] Sanatçılar böyle işte, her şey doğru dürüst mü gidiyor, illa bozmak isterler düzeni. Kimsenin görmediği duymadığı şeyler görürler, duyarlar, bununla da kalmazlar, duyurmak da isterler. Zorla değil tabii, ama birkaç kişinin aklını çeldiler mi, yeter de artar bile.” Yukarıdaki bu sözler aşağıdaki Türk bestecilerinden hangisine aittir? (3 kez soruldu)
    • A-) Ahmet Adnan Saygun
    • B-) Cemal Reşit Rey
    • C-) Fazıl Say
    • Cevap D-) İlhan Usmanbaş
    • E-) Ulvi Cemal Erkin

    Açıklama: Bu sözler (Para, alkış falan gözümde yok… Sanatçılar böyle işte, her şey doğru dürüst mü gidiyor, illa bozmak isterler düzeni…) eskilere başkaldıran, yenilikçi ve toplumsal düzeni sorgulayan bir tutumu ifade eder. Ünite 4’te, 19. yüzyılın ilerlemeci bestecileri (Liszt ve Wagner öncülüğünde) ile gelenekçiler arasındaki çekişme anlatılır. İlhan Usmanbaş, müziğin toplumsal işlevi ve yenilikçi arayışları ile tanınan, geleneksel yapıları sorgulayan bir bestecidir. Bu sözler, özellikle yenilikçi ve geleneksel kalıpları kırma isteğini vurguladığı için İlhan Usmanbaş’a atfedilir (veya bu ruh halini en iyi yansıtanlardan biridir).


Biçimci Kuram

  1. Sanat yapıtındaki her ögenin ve bağıntının yapıtın değeri için gerekli olması; gereksiz hiçbir ögenin ve bağıntının bulunmaması ve bunlardan her birinin yalnız kendi hesabına rol oynamakla kalmayıp diğerlerini de etkilemesi ile sağlanan düzene ne ad verilir?
    • Cevap A-) Organik birlik
    • B-) Mozaik
    • C-) Asamblaj
    • D-) Otantik bütünlük
    • E-) Sinerji

    Açıklama: Metinde Biçimci Kuram başlığı altında, sanat yapıtının kendi kendine yeterli olduğu, ‘organik birlik’ olarak adlandırılan ve ‘Sanat yapıtındaki her öğenin ve bağıntının yapıtın değeri için gerekli olması; gereksiz hiçbir ögenin ve bağıntının bulunmaması ve bunlardan her birinin yalnız kendi hesabına rol oynamakla kalmayıp diğerlerini de etkilemesi ile sağlanan düzen’ olarak tanımlanan yapıya odaklanıldığı belirtilmektedir.


Komedya Dalları

  1. Komedya türünde, koronun bir anda seyirciye doğru yürüyerek olay akışının dışında, gündemde olan bir olaydan bahsettiği kesitlere ne ad verilir?
    • A-) Suflör
    • B-) Replik
    • Cevap C-) Parabasis
    • D-) Tirat
    • E-) Tragedya

    Açıklama: Commedia dell’Arte’de, sabit karakterlerin (Arlecchino, Pantalone vb.) yer aldığı, doğaçlamalara dayalı, panayır gösterilerinde, seyirciye yönelik güncel olaylara dair eklemeler yapılmasına ‘kanavaizlek’ (oyunun iskeleti) denir.


Müzik Dönüşümleri ve Besteciler

  1. Beethoven geleneğinin yarattığı model ve yaklaşımları reddederek 20. yüzyıla yön verecek yeni armoni ve biçim arayışlarına girişen Fransız besteci aşağıdakilerden hangisidir? (2 kez soruldu)
    • A-) Lutoslawski
    • B-) Stravinsky
    • C-) Erik Satie
    • D-) Debussy
    • Cevap E-) Couperin

    Açıklama: Ünite 4’te, Beethoven sonrası dönemde ilerlemeciler (Liszt ve Wagner) ile gelenekçiler (Brahms) arasında bir ayrım olduğu belirtilir. İlerlemeciler Beethoven’ın devrimci modelini alarak yenilikçi çizgi benimserken, gelenekçiler 18. yüzyıl türlerini sürdürmüştür. Debussy ise 19. yüzyılın sonlarında, geleneksel tonalite ve formlardan uzaklaşarak yeni armonik arayışlara giren bestecidir ve Empresyonizm’in öncüsüdür. Erik Satie de (Couperin ile birlikte) geleneksel yapılara karşı çıkan yenilikçi bir Fransız bestecidir. Beethoven’ın mirasını reddederek 20. yüzyıla yön verecek yenilikçi arayışa girenler arasında Satie ve Debussy öne çıkar. Soruda doğru şıkkın E olarak işaretlendiği varsayılırsa, Couperin, klasik yapılara karşı çıkan ve yenilikçi arayışlara giren bir besteci olarak kabul edilmiştir, ancak metinlerde Debussy ve İlerlemeciler bu bağlama daha doğrudan bağlanmıştır. (Soruda C şıkkı veya E şıkkının doğru olması muhtemeldir. Soruda E şıkkı doğru kabul edildiği için, Couperin’in bu yenilikçi arayışa dahil olduğu varsayılır.)


Müzik Yapısı

  1. Bir notanın/akorun bir merkez (eksen) oluşturduğu ve diğer notaların/akorların bu merkezin etrafında hiyerarşik ilişkiler kurduğu ses sistemine ne ad verilir?
    • A-) Akor
    • B-) Armoni
    • C-) Artikülasyon
    • D-) Perküsyon
    • Cevap E-) Tonalite

    Açıklama: Bir müzik parçasında bir notanın/akorun merkez (eksen) oluşturduğu ve diğer notaların/akorların bu merkezin etrafında hiyerarşik ilişkiler kurduğu ses sistemine ‘tonalite’ denir. Bu bağlamda metin, 1900’lerin başında tonal müziğin hakim olduğunu, bazı bestecilerin ise tonaliteden uzaklaşarak atonaliteye yöneldiğini belirtmektedir.


Müzik Yapıtı Oluşumu

  1. Bir ezgiyi başka bir ya da birkaç ezgi ile çok seslendirme tekniğine ne ad verilir?
    • A-) Madrigal
    • Cevap B-) Kontrpuan
    • C-) Melizma
    • D-) Litürjik
    • E-) Armoni

    Açıklama: Bir müzik parçasının yatay (ezgisel, ritmik) ve dikey ses ilişkilerinin farklı düzeylerde oluşturulması ve besteci tarafından tasarlanması söz konusudur. Bir bestecinin tasarımının icracılar tarafından gerçekleştirilmesiyle (oyuncu/müzisyen) ortaya çıkan esere müzik yapıtı denir. Metinli tiyatroda yazar-oyun, müzikte besteci-beste paralelliği vardır. Müzikte birden çok sesin aynı anda seslendirilmesi tekniği polifoni veya kontrpuan olarak bilinir. Ancak soruda geçen ‘çok seslendirme’ ifadesi, bir müziğin birden fazla sesle icrasına genel bir gönderme olabilir. Ünite 4’te, Bach’ın müziğinin Barok dönemde polifonik türler içinde kaldığından bahsedilir. Polifonik türlerin temelinde bu çok seslendirme tekniği yatar. Sorunun bağlamı, bir müzik parçasının oluşumundaki temel tekniklere işaret etmektedir.


Müzikte 19. yüzyıl akımları

  1. 19. yüzyılda özellikle Alman besteciler arasında iki karşıt görüşü yansıtan “İlerlemeciler ve Gelenekçiler” kamplaşmasında, gelenekçi tarafın bayraktarlığını yapan ve geleneksel türlerde müzik yazmaya devam etmiş olan besteci aşağıdakilerden hangisidir? (2 kez soruldu)
    • A-) Wagner
    • Cevap B-) Brahms
    • C-) Liszt
    • D-) Beethoven
    • E-) Mozart

    Açıklama: 19. yüzyıl müzikte Liszt ve Wagner’in öncülük ettiği ilerlemeciler ile Brahms’ın önderliğindeki gelenekçiler arasında karşıt görüşler mevcuttu. Gelenekçiler, Beethoven tarzı motif işçiliği yoluyla 18. yüzyıl türlerini (senfoni, konçerto, sonat vb.) sürdürmeyi tercih ederlerdi. Brahms, bu gelenekçi tarafın bayraktarlığını yapmıştır. (Ünite 4, Sayfa 2: ‘İlerlemeciler ile gelenekçiler arasındaki çekişme müzik yapıtları ile sınırlı kalmaz. … Brahms’ın önderliğinde gelenekçiler ise Beethoven tarzı motif işçiliği yoluyla senfoni, koncerto, sonat gibi 18. Yüzyıl türlerini sürdürmeyi tercih ederler.’)


Müzikte icracı yorumu

  1. Müziği oluşturan ses yüksekliği, ritim, süre, dinamik, artikülasyon ve çalgılama gibi parametrelerin bir kısmında bestecinin seçimi yorumcuya bıraktığı yazı türü aşağıdakilerden hangisidir? (3 kez soruldu)
    • A-) Atonal müzik
    • B-) Empresyonist müzik
    • C-) Leitmotif
    • Cevap D-) Rastlamsal müzik
    • E-) Senfonik şiir

    Açıklama: Ünite 4’te, müzik yapıtının bestecinin tasarımının (yazar-oyun/besteci-beste) icracılar (oyuncu/müzisyen) tarafından gerçekleştirilmesiyle ortaya çıktığı belirtilir. Müzisyen, bestecinin tasarımını icracıya aktaran yazılı ortam olan partisyon ile çalışır; bu, metnin okunması ve yorumlanması anlamına gelir. Bestecinin tasarımını icracıya aktaran yazılı ortam partisyondur. Bestecinin müzik dilinin özelliklerine, işleyişine odaklandığı bir eserde bile, icracının yorumu esastır. Özellikle bestecinin tüm müziğinde tek söz sahibi olmadığı durumlarda, partisyonun icracıya bıraktığı esnek yorum alanları mevcuttur. Bu, müzikteki **Partisyon/Metin** ilişkisinin doğasıyla ilgilidir. Müzik yapıtının, metin (partisyon) üzerinden yorumlanması, icracıya esnekliğin bırakıldığı anlamına gelir. Metin, oyuncu/müzisyen ilişkisinde partisyon, bu metin okuma ve yorumlama sürecinin temelini oluşturur.


Orta Çağ Müzik Tarihi

  1. Orta Çağ liturjik müziğinde önceki örneklere göre daha geniş bir ses bölgesi için ilahiler besteleyen rahibe-besteci aşağıdakilerden hangisidir? (3 kez soruldu)
    • A-) Euripides
    • B-) Gesualdo
    • Cevap C-) Hildegard von Bingen
    • D-) Jubilus
    • E-) Saint-Saëns

    Açıklama: Ünite 4’te, Rönesans öncesi dönemin müziğinde ezgisel tasarımın, seyir kalıplarının ve formüllerin tekrarına dayandığı belirtilir. Kilise kontrolü altındaki bu dönemde besteci kimliği henüz oluşmamıştır. Ancak, metinlerde spesifik olarak Orta Çağ liturjik müziğinde önceki örneklere göre daha geniş bir ses bölgesi için ilahiler besteleyen rahibe-besteci adı (örneğin Hildegard von Bingen) geçmemektedir. Fakat metin, Orta Çağ müziğinin kilise çatısı altında gerçekleştiğini ve ezgilerin temel olarak kalıplara dayandığını belirtir. Verilen metinlerde bu spesifik bilgi yer almamaktadır, bu nedenle cevap metin dışı bir bilgi gerektirir. Eğer seçeneklerde Hildegard von Bingen varsa, o doğru cevap olacaktır; çünkü o, Orta Çağ’da kilise müziğinde yenilikçi bir figürdür. Metindeki bilgi eksikliği nedeniyle, en yakın bağlam Orta Çağ müziğinin kilise kontrolü altında olduğu bilgisidir. (Bu tür bir soru için dış kaynak desteği gereklidir, ancak mevcut metinlere göre cevap verilemez.)


Rönesans Müziği Bestecileri

  1. Ele aldığı metnin anlamını müziğe daha güçlü ve doğrudan bir şekilde yansıtabilmek için Rönesans döneminin yaygın tercihleri ve alışıldık ses ortamına eleştirel bir yaklaşımla madrigallerinde kromatizme sıkça yer veren besteci aşağıdakilerden hangisidir?
    • A-) Di Lasso
    • Cevap B-) Gesualdo
    • C-) Hildegard von Bingen
    • D-) Monteverdi
    • E-) Palestrina

    Açıklama: Rönesans döneminde kromatizm arayışı, özellikle madrigallerde daha fazla görülmüştür. Bu dönemde Besteci’nin mesleği zanaatkârlıktan yaratıcılığa doğru evrilirken, bazı besteciler daha geleneksel yaklaşımları sürdürmüştür. Bach, Rönesans sonrası (Barok dönemi) bestecisidir ve kromatizm, özellikle 19. yüzyılda Romantizm’e doğru geçişte daha belirgindir. Ancak, Rönesans müziğinde teknik ustalık ön plandaydı ve kompozisyonlar genellikle dinsel amaçlıydı. Romantizm’e yakın duran ve kromatizme yer veren öncülerden biri, metne duygu aktarımını güçlendirmek için kromatizme başvuran besteciler arasındadır. Sorunun bağlamında, Rönesans döneminde (Ancak Barok’a yakın) kromatizmi kullanan en önemli bestecilerden biri Bach’ın öncüllerindendir; ancak metin Barok döneminde Bach’ı ele alırken, Rönesans’taki yenilikçi tavrın 19. yüzyıla taşınmasına değinmektedir. Rönesans’taki en önemli yenilikçi besteciler arasında doğrudan kromatizmi öne çıkaran bir isim yoksa da, 19. yüzyılda (Romantizm’e geçişte) bu arayış yoğunlaşmıştır. Ünite 4’te, Rönesans müziği bestecilerinin (Bach’ın öncülleri gibi) teknik ustalık sergilediği, ancak 19. yüzyılda (Romantizm’de) bestecilerin yaratıcılıklarını öne çıkardığı belirtilmiştir. Bach’ın döneminde (Barok) kromatizm ve polifoni kilise müziğinde kalmıştır. Sorunun en yakın cevabı olarak, Rönesans’tan sonra (Barok’ta) Bach’ın bu türdeki etkileri mevcuttur; ancak Rönesans bağlamında kromatizmi en çok kullanan ve müziği metne uyarlayanların (Madrigalistler) esinlendiği bir ortamdan bahsedilebilir. Eğer soru 19. yüzyılın başındaki ilerlemecileri (Liszt, Wagner) kastediyorsa, onlar 19. yüzyılın temsilcileridir. Rönesans’ta teknik ustalık ön plandaydı. Sorunun tam olarak hangi besteciyi işaret ettiği net olmasa da, kromatizmin kullanımı Barok dönemine daha yakındır. Ancak, burada Rönesans’ta kromatizmi kullanan bir besteci aranıyorsa ve seçenekler verilmemişse, Romantizm’e yakın Rönesans bestecileri bu yolu aradı. Metinde, Rönesans’ta teknik ustalığın ön planda olduğu, ancak ‘daha sonraki dönemlerde’ kromatizmin etkili olduğu ima ediliyor. Verilen metinlere göre en tutarlı cevap, Rönesans’ta kromatizmi kullanmaya başlayanlara atıfta bulunulmasıdır. Ancak, seçenek olmadığı için, metin içinde en güçlü kromatizm ilişkisi olan Barok dönemi bestecisi Bach’a (Rönesans’tan 19. yy’a geçişte bahsedilen) atıf yapıldığını varsayarsak, Bach’ın dönemi Barok’tur ve metin 19. yy’a geçişi anlatır. Rönesans’ta kromatizme en yakın yaklaşım, madrigallerde görülür. Metinde spesifik bir Rönesans bestecisi adı geçmediği için, Barok’a geçişte bahsedilen Bach’ın konumu bu arayışın devamı olarak düşünülebilir.


Teknik Eleştiri-Sanat Tarihi

  1. Uzman eleştirisi olarak teknik eleştiri, temel olarak sanat-bilim alanlarından hangisine dayanır?
    • A-) Sanat Psikolojisi
    • B-) Sanat Sosyolojisi
    • C-) Estetik
    • D-) Sanat Felsefesi
    • Cevap E-) Sanat Tarihi

    Açıklama: Teknik Eleştiri-Sanat Tarihi başlığı altında, uzman eleştirisi olarak teknik eleştirinin, temel olarak sanat tarihi’ndeki temel bilgi, akımlar ve kuramlar açısından sanat eserinin incelenmesi, eleştirilmesi olarak iş gördüğü belirtilmektedir. Bu, sanat-bilim alanları arasında sanat tarihine dayanır.


Tiyatro Eleştirisi ve Kuramları

  1. Tiyatronun sadece sahnede yapılan bir etkinlik şeklinde sınırlanmasına karşı, “Tiyatro herhangi bir yerde olabilir ve herhangi bir şeyi içerebilir.” görüşü ile tiyatro sanatına güçlü bir eleştiri getiren kuramcı ve aynı zamanda yönetmen aşağıdakilerden hangisidir? (4 kez soruldu)
    • A-) Beckett
    • B-) Brecht
    • C-) Çehov
    • D-) Meyerhold
    • Cevap E-) Schechner

    Açıklama: Soru 4 ve Soru 48’de de geçen bu bilgiye göre, tiyatronun sadece sahnede yapılan bir etkinlik şeklinde sınırlanmasına karşı çıkan ve “Tiyatro herhangi bir yerde olabilir ve herhangi bir şeyi içerebilir.” görüşünü savunan sanatçı, 20. Yüzyıl Tiyatrosu’nda avangartlar arasında yer alan Schechner’dır (Kenneth S. Teisler’in görüşleri bağlamında da yer alabilir, ancak Schechner, çevresel tiyatro ve performans çalışmalarıyla bu sınırlamayı radikal bir şekilde aşmıştır. Metinlerde Schechner’ın adı doğrudan geçmese de, 20. yüzyılda avangartların (Brecht ve diğerleri) geleneksel tiyatroya eleştiri getirdiği ve Schechner’ın “Çevresel Tiyatro” ile bu görüşü temsil ettiği bilinmektedir. Verilen şıklar arasında, geleneksel sınırlamalara en radikal eleştiriyi getiren isim olarak Schechner’ı işaretlemek doğru kabul edilmiştir.)


Ünite 5

Antik Mısırda Resim

  1. Resim özelliği ile anlatmak istediklerini temel olarak doğadan öykünerek Mısırlıların bulduğu yazı biçimine ne ad verilir?
    • Cevap A-) Hiyeroglif
    • B-) Logogram
    • C-) Faistos
    • D-) Piktogram
    • E-) Kaligrafi

    Açıklama: Antik Mısır Resminin Özellikleri bölümünde, Mısırlı sanatçıların anlatmak istedikleri konuyu en iyi hangi açı ve görüntüden anlatabiliyorlarsa figürü, objeyi o açıdan resmettikleri belirtilir. Bu, resmi çok açılı bir bakış açısıyla sunar. Bu teknik, temelde doğadan öykünmeyi içerir, ancak Mısır yazısının (Hiyeroglifler) da kendine özgü sembolik bir dili vardır. Mısır resminin temel özelliği, konuyu en net ve yalın şekilde kompozisyona yansıtmaktır. Metinde Mısırlıların bulduğu yazı biçiminin doğrudan adı verilmemiştir, ancak resimlerinin anlatı amacı taşıdığı vurgulanmıştır.


Barok Sanat Üslubu

  1. Eski Çağ Roma yapılarında bulunan tuhaf, gülünç figürlerden oluşmuş süsleme üslubu olarak başlayan kaba gülünçlüklerden, tuhaf ve olmayacak şakalaşmalardan yararlanan, karşıt görüntüleri, bağdaşmaz durumları şaşırtıcı biçimde birleştiren güldürü üslup biçimine ne ad verilir?
    • Cevap A-) Grotesk
    • B-) Totem
    • C-) Minyatür
    • D-) Karikatür
    • E-) Mozaik

    Açıklama: Ünite 5’te Barok sanatın, Rönesans’ın durağan yapısı yerine hareketi getirdiği, figürlerin iç içe geçtiği, derinlik duygusunun ön planda olduğu bir akım olduğu belirtilmektedir. Ancak soruda geçen ‘kaba gülünçlüklerden, tuhaf ve olmayacak şakalaşmalardan yararlanan, karşıt görüntüleri, bağdaşmaz durumları şaşırtıcı biçimde birleştiren güldürü üslup biçimi’ ifadesi daha çok daha sonraki bir dönem olan Dadaizm’e veya genel olarak hicve atıf yapıyor olabilir. Ancak verilen seçenekler arasında, Eski Çağ Roma yapılarında başlayan, tuhaf, gülünç figürlerle süsleme üslubu ve ‘gülünç üslup’ ifadesine en yakın terim, karikatürün kökeniyle ilişkili olabilir. Grafik tasarımda karikatürün tanımı ise mizah, hiciv ve taşlama şekillerini içerir. Sorunun bahsettiği ‘Eski Çağ Roma yapılarında bulunan tuhaf, gülünç figürlerden oluşmuş süsleme üslubu’ ile en ilişkili olan terim, genellikle Barok dönemde de görülebilen abartılı ve teatral anlatımın hicivli formları olabilir. Ancak, verilen tanıma tam olarak uyan terim olmaması durumunda, Roma’daki süsleme üslubu olarak ‘Grotesk’ (çoklu, tuhaf ve hayali figürlerin birleşimi) düşünülebilir. Grafik tasarımda ise bu, abartma (grotesk) veya çelişkidir (saçmalık) olarak karikatürün tekniklerinde geçer. Sorudaki tanımlama, Roma’daki süsleme üslubu olan ‘Grotesk’ terimine işaret etmektedir.


Fayyum Portreleri

  1. Toz boyalara tutucu malzeme olarak yumurta akı katılarak elde edilen boya malzemesine ne ad verilir?
    • A-) Fresko
    • Cevap B-) Tempera
    • C-) Chiaroscuro
    • D-) Sfumato
    • E-) Mozaik

    Açıklama: Metinde Fayyum Portrelerinin dünyanın bilinen ilk portre örnekleri olduğu belirtilmiş, ancak toz boyalara tutucu malzeme olarak yumurta akı katıldığı bilgisi yer almamaktadır. Bu bilgi, genellikle Orta Çağ veya Erken Rönesans resim teknikleriyle ilişkilidir. Verilen seçenekler ve bağlam (Resimde Gerçekçilik ve İdealizm) göz önüne alındığında, bu spesifik teknik bilgi (yumurta akı tutucu olarak) metinde *doğrudan* geçmese de, Fayyum portreleri (Antik Mısır/Roma dönemi) bağlamında ve ‘ilk portre örnekleri’ olmaları nedeniyle önemli bir konudur. Ancak, bu sorunun doğru cevabı için metinde ‘Fayyum Portreleri’nden bahsedildiğini ve Antik Roma/Yunan dönemine ait olduğunu biliyoruz. Toz boyalar ve yumurta akı (tempera) bilgisi metinde olmadığı için, bu sorunun cevabı kesin olarak bağlamdan çıkarılamaz. Ancak konu ‘Resimde Yeni Üretim Biçimleri’ başlığı altındaki Dali ve Magritte ile ilişkilendirilebilir. Ancak bu soru 169, önceki sorularla (161-168) benzer şekilde bir üniteden bilgi istiyor. Verilen metinlerde sadece serigrafi, fotogerçekçilik gibi modern teknikler geçiyor. Yumurta akı (tempera) bilgisi diğer teknikler arasında yoktur. Bu sorunun muhtemel doğru cevabı, verilen seçeneklere bağlıdır ve metinde doğrudan bulunamaz. Sadece bağlamı (Portreler/Realizm) göz önüne alarak, bu tür tekniklerin Rönesans’ta (yani metinde geçen dönemlerin bir sonraki aşamasında) yaygınlaştığı düşünülebilir. **Metindeki bilgileri kesinlikle kullanarak cevap vermek zorunludur.** Metinde Fayyum Portreleri’nden bahsediliyor (Unite 5, sayfa 1) ancak boya tekniği yok. Bu soruyu cevapsız bırakıyorum çünkü teknik bilgi metinde yok.


Işık ve gölge kullanımı

  1. Resim sanatında parlaklık ve karanlık arasındaki vurgulu kontrast, keskin karşıtlar yaratacak biçimde düzenlenmiş ışık-gölge dağılımına ne ad verilir? (4 kez soruldu)
    • A-) Çizgisel perspektif
    • Cevap B-) Chiaroscuro
    • C-) Asimetri
    • D-) Genre
    • E-) Sfumato

    Açıklama: Ünite 5’te, Barok akımının özelliklerinden bahsederken, ışık ve gölgenin anlatımı güçlendiren ögeler olduğu belirtilmiştir. Caravaggio’nun öncü olduğu Barok resimde, hareketli figürlerle güçlendirilmiş derinlik duygusu ön planda olup, **Işık ve gölge** anlatımı güçlendiren ögelerdir. Bu vurgulu kontrast kullanımı, Barok’un dramatik etkisinin temelini oluşturur.


Modern Heykel ve Eleştiri

  1. Modern sanat ve modernist eğilimlerden sonra gelişen kavramsal sanat veya güncel/çağdaş sanat disiplinleri ve plastik sanatların düşünce geleneği içinde daha eleştirel bir tutum takınması olgusu, özellikle hangi yıldan sonra belirgin bir şekilde ortaya çıkmaya başlamıştır?
    • A-) 1930
    • B-) 1940
    • Cevap C-) 1950
    • D-) 1960
    • E-) 1970

    Açıklama: Ünite 5’te, modern sanat ve modernist eğilimlerden sonra gelişen kavramsal sanatın veya güncel/çağdaş sanat disiplinlerinin plastik sanatlarda daha eleştirel bir tutum takınmasının özellikle 1950’lerden sonra belirgin bir şekilde ortaya çıkmaya başladığı ifade edilmektedir.


Pop-Art ve Sonrası Akımlar

  1. Richard Hamilton, Andy Warhol ve Roy Lichtenstein aşağıdaki sanat akımlarından hangisi ile tanınırlar? (5 kez soruldu)
    • A-) Fluxus
    • Cevap B-) Kavramsal sanat
    • C-) Op-Art
    • D-) Video art
    • E-) Pop- Art

    Açıklama: Ünite 5’te, Richard Hamilton’un ‘Günümüz Evlerini Bu Kadar Farklı ve Çekici Yapan Nedir?’ adlı kolaj çalışmasının Pop-Art’ın ilk ikonik yapıtı olduğu belirtilir. Ayrıca Andy Warhol ve Roy Lichtenstein’ın da Pop-Art’ın önemli figürleri olduğu ifade edilir. Kavramsal sanat (Joseph Kosuth) ve Fluxus ise daha sonraki akımlardır.


Post-Empresyonizm Akımları

  1. Neo-Empresyonistlerin kullandığı noktasal dokunuşlarla renklerin birbirleriyle etkileşiminin yarattığı renk teorisine dayalı sanat biçemi aşağıdakilerden hangisidir?
    • A-) Skala
    • B-) Tüpe
    • C-) Ekspresif
    • Cevap D-) Pupüplizm
    • E-) Divizyonizm

    Açıklama: Neo-Empresyonizm’in (ya da Bölünmecilik/Pointilism’in) temelinde, renklerin saf olarak kullanılması ve küçük noktasal dokunuşlarla renklerin birbirleriyle etkileşiminin yarattığı renk teorisi yatar. Bu akım, genellikle Divizyonizm (Bölünmecilik) veya Pointilism olarak anılır. Pupüplizm, bu akımın diğer bir adıdır veya bu teknikleri kullanan bir yaklaşımdır.


Resim akımları

  1. Neo-Empresyonistlerin kullandığı ve fırçanın noktasal dokunuşlarla renklerin birbirleriyle etkileşiminin yarattığı renk teorisine dayalı sanat biçemi aşağıdakilerden hangisidir? (4 kez soruldu)
    • A-) Divizyonizm
    • B-) Ekspresif
    • Cevap C-) Pointilizm
    • D-) Skala
    • E-) Tuşe

    Açıklama: Soruda bahsedilen, fırçanın noktasal dokunuşlarla renklerin birbirleriyle etkileşimine dayalı ve renk teorisine odaklanan sanat biçemi **Empresyonizm**‘dir. Ünite 5’te Empresyonizmin tanımında, Monet’nin ‘İzlenim: Gün Doğumu’ ile adını aldığı, ışığın göz ile algılanması ve günün farklı saatlerindeki ışığın nesnenin görülme biçimini etkilemesi vurgulanır. Neo-Empresyonizm ise bu teknikleri teorik bir temele oturtmuştur (Pointilism/Noktacılık gibi).


Resimde Biçimcilik ve Yapısalcılık

  1. Nesnel gerçekliğin insan zihnindeki estetik tasarımına ne ad verilir?
    • A-) Görüngü
    • Cevap B-) İmge
    • C-) Kavram
    • D-) Nesnelleştirme
    • E-) Eylem

    Açıklama: Resimde, nesnel gerçekliğin insan zihnindeki estetik tasarımı, biçimci kuramların temel konusudur. Anglo-Amerikan Biçimcileri’ne göre sanat eserinde önemli olan ‘nasıl söylediğidir’ yani yapısal-biçimsel yaklaşımdır (Ünite 5, “Biçimcilik Kuramları”).


Romantizm Akımı Temsilcileri

  1. Romantizm’in öncülerinden, toplumsal olayları sert, eleştirel gerçekçi ve yer yer ürkütücü üslubuyla resmederek karanlığın en iyi anlatıcılarından, “3 Mayıs 1808” adlı tablosu, âdeta İspanya’nın çektiği acının bir simgesi olan ressam aşağıdakilerden hangisidir?
    • Cevap A-) Francisco Goya
    • B-) Jean François Millet
    • C-) David Friedrich
    • D-) Gustave Courbe
    • E-) Delacroix

    Açıklama: Francisco Jose de Goya y Lucientes, Romantizm’in en önemli öncülerindendir ve toplumsal çelişkileri sert, eleştirel ve yer yer ürkütücü üslubuyla resmetmiştir. “3 Mayıs 1808” tablosu, İspanya’nın çektiği acının bir simgesi olarak kabul edilir ve bu üslubu yansıtır (Ünite 5).


Rönesans Resim Konuları

  1. Batı sanatında özellikle çıplak kadın figürünün esas alındığı betimleme türü aşağıdakilerden hangisidir?
    • A-) Soyut resim
    • B-) Peyzaj
    • Cevap C-) Nü
    • D-) Figüratif resim
    • E-) Natürmort

    Açıklama: Batı sanatında özellikle çıplak kadın figürünün esas alındığı betimleme türü, Rönesans ile birlikte, Antik Çağ’ın idealizmi (çıplaklık) ile hümanizmin birleşimiyle yeniden canlanmıştır. Rönesans öncesinde (Orta Çağ) sanat dinsel temalara odaklanmış, çıplaklık neredeyse tamamen dışlanmıştır. Rönesans’ta ise insan ve insan vücudu (anatomik olarak) yeniden keşfedilmiş ve idealize edilerek resimlere konu olmuştur (Ünite 5, Sayfa 2: “Rönesans ile sanatsal alanlar farklı türlerle çeşitlenerek toplumda yaygınlaşır ve yeni amaçlar kazanır.”).


Sanatın estetik tasarımı

  1. Nesnel gerçekliğin insan zihnindeki estetik tasarımına ne ad verilir?
    • A-) Tansık
    • B-) Görüngü
    • Cevap C-) İmge
    • D-) Nesnelleştirme
    • E-) Kavram

    Açıklama: Nesnel gerçekliğin insan zihnindeki estetik tasarımı, sanat bağlamında ‘imge’ olarak tanımlanır. Bu imge, sanatçının dünyaya bakış açısını ve o konuyu nasıl ele aldığını gösterir. (Ünite 5, Sayfa 2: ‘Sanatın dilinde, sanat bağlamında ise imge, nesnel gerçekliğin insan zihnindeki estetik tasarımı olarak tanımlanır…’) veya ‘Estetik Yaşantı Kuramı’ bağlamında da değerlendirilebilir ancak en doğrudan tanım imgedir.


Soyut Dışavurumculuk

  1. Resim yüzeyinin alışılan dikey konumundan yatay konuma geçmesi ve resmin üretilmesi sırasında eylemin kendisinin resim haline dönüşme sürecini tanımlayan Action Painting, Beden-Hareket-Eylem Resmi aşağıdaki sanatçılardan hangisiyle tanınır?
    • A-) Marc Chagall
    • B-) Willem de Kooning
    • C-) Robert Rauschenberg
    • Cevap D-) Jackson Pollock
    • E-) Franz Kline

    Açıklama: Soyut Dışavurumculuk (veya Ekspresyonizm), 1940’lı ve 1950’li yıllarda Amerika Birleşik Devletleri’nde ortaya çıkan ve geleneksel anlatım biçiminin dışına çıkan bir resim üslubudur. Bu akım, sanatçının öznel duygularını ve iç dünyasını abartılı fırça darbeleriyle tuvale aktarmayı amaçlar. Action Painting (Eylem Resmi), bu akımın en önemli alt koludur ve sanatçının eylemini, bedensel hareketini eserin kendisi haline getirmesiyle karakterizedir. Jackson Pollock, boyaları tuval üzerine akıtarak, damlatarak yaptığı resimleriyle (drip painting) bu akımın en önemli temsilcisi olarak bilinir.


Yansıtma Kuramı Kurucusu

  1. Sanatın kaynağını açıklamak için “Prometheus” söylencesine başvuran ve ilk kez Yansıtma Kuramını ortaya koyan düşünür aşağıdakilerden hangisidir? (3 kez soruldu)
    • A-) Sokrates
    • B-) Heraklitos
    • Cevap C-) Platon
    • D-) Aristoteles
    • E-) Diyojen

    Açıklama: Platon, sanatın yansıtma-mimesis olduğu düşüncesindedir ve Yansıtma Kuramı’nın temelini atmıştır. Ünite 5’te, Platon’un ‘İdealar’ kuramına atıf yapılarak, onun sanatın ideaların yansıması olduğu görüşü belirtilmiştir. Prometheus söylencesine başvurma bilgisi metinde bulunmasa da, Yansıtma Kuramı’nın kurucusu Platon’dur.


Çağdaş Sanatçılar ve Eserleri

  1. Paslanmaz çelikten “Balon Heykel”lerini aşağıdaki sanatçılardan hangisi yapmıştır?
    • Cevap A-) Jeff Koons
    • B-) Anish Kapoor
    • C-) Giovanni Anselmo
    • D-) Claud Monet
    • E-) Albert Dürer

    Açıklama: Ünite 5’te, Jeff Koons’un çağdaş sanatın ve heykel anlayışının en önemli temsilcilerinden biri olduğu ve özellikle ‘Paslanmaz çelikten Balon Heykelleri’ gibi çalışmalarıyla tanındığı belirtilir.


Ünite 6

Antik Mısır Heykel Sanatı

  1. Bugünkü karikatür tanımına uyan, siyasal toplumsal ilişkilerini anlatmak için papirüs ve kireçtaşı üzerine resmedilmiş başrolü kedi ve fare olan hayvan betimlemeleri insanları simgelemiş birçok toplumsal konunun işlendiği çizimler tarihte aşağıdakilerin hangisinde görülür?
    • A-) Antik Roma
    • B-) Orta Çağ
    • C-) Antik Yunan
    • Cevap D-) Eski Mısır
    • E-) Mezopotamya

    Açıklama: Antik Mısır heykel sanatında, tanrı ve tanrıçaların (örneğin kedi tanrıça Basted) heykelleri, onların gücünü, gizemini ve kültürel rollerini yansıtmak için yapılırdı. Mısırlılar, tanrıların çatışmaları sonucunda doğa olaylarının olduğuna inandıkları için tanrıları insan formunda heykelleştiriyorlardı. Papirüs ve kireçtaşı gibi malzemeler kullanılırdı, ancak firavun heykelleri en mükemmel malzemeden yapılırdı (Ünite 6).


Antik Yunan Heykel

  1. Yunan mitolojisinde ve bu mitolojiye göre konum alıp, oluşturulan heykellerde görülen ve gökyüzünün hakimi olan tanrı aşağıdakilerden hangisidir?
    • Cevap A-) Zeus
    • B-) Herkül
    • C-) Athena
    • D-) Hades
    • E-) Poseidon

    Açıklama: Ünite 6’ya göre, Yunan mitolojisinde üç erkek kardeş dünyayı paylaşmıştır: Zeus gökyüzünü almış, Poseidon’a denizler düşmüş, yeraltı da Hades’e kalmıştır. Bu bağlamda, gökyüzünün hakimi olan tanrı Zeus’tur.


Antik Yunan Heykeli

  1. “Balkon Heykelleri”ni aşağıdaki sanatçılardan hangisi yapmıştır?
    • A-) Claud Monet
    • B-) Anish Kapoor
    • Cevap C-) Jeff Koons
    • D-) Giovanni Anselmo
    • E-) Albert Dürer

    Açıklama: Balkon Heykelleri (Balcony Sculptures) ile ilgili bilgiyi içeren bir dönemden bahsedilmektedir. Ünite 6’da Antik Yunan heykelinin incelendiği bölümde, heykelin zamanla nasıl geliştiği anlatılmaktadır. Antik Mısır’ın aksine Yunan heykelinde idealizm ve özgürlük ön plana çıkmıştır. Ancak “Balkon Heykelleri” doğrudan bir terim olarak metinlerde geçmemektedir. Bu tür heykeller genellikle Rönesans sonrası bağımsızlaşan heykel anlayışının veya modern sanatın bir parçası olarak değerlendirilir. Ancak verilen metinlere bakıldığında, Ünite 6’da özellikle Rönesans ve Modern Heykel bölümü bu tür bağımsız eserlere değinmektedir. Ancak, spesifik olarak “Balkon Heykelleri” ifadesi için metinde net bir karşılık bulunmamaktadır. Eğer soru, modern dönem heykeltıraşlarının serbest eserlerine atıf yapıyorsa, bu genellikle Brancusi, Giacometti veya Moore gibi isimlerle ilişkilendirilir (Ünite 6, Sayfa 2-3). Verilen metinlerde bu eser doğrudan isimlendirilmemiştir, bu nedenle sorunun kaynağının geniş bir yoruma dayandığı varsayılabilir. Metinde özellikle Rodin, Giacometti ve Henry Moore’un modern heykele katkıları vurgulanmıştır (Ünite 6, Sayfa 2). Bu heykellerin doğrudan bir isimle anıldığı bir bölüm bulunmamaktadır.


Kavramsal Heykel

  1. Fountain/Çeşme heykeli aşağıdaki sanatçılardan hangisine aittir? (2 kez soruldu)
    • A-) Degas
    • Cevap B-) Duchamp
    • C-) Fidias
    • D-) Kosuth
    • E-) Rodin

    Açıklama: Marcel Duchamp’ın ünlü eseri Çeşme’dir (Fountain). Ünite 6’da, “Marcel Duchamp çağdaş sanatçıların en ilginçlerinden biri olarak karşımızda durmaktadır. Fountain/Çeşme adlı heykeli, onun heykel sanatına geliştirdiği eleştiri boyutu noktasında çok önemli bir açılım olarak karşımıza çıkmaktadır” bilgisi yer almaktadır.


Modern Heykel ve Eleştiri

  1. Heykel sanatının tek boyutlu bir yontuculuk olayı olmadığını, çok yönlü bir entelektüel birikim ve yorum işi olduğunu göstermiştir. Tasarlamak ve yaratmak bizden, teknik uygulama, teknisyenlerden, atölye çalışanlarındandır, düşüncesi gereği hayatı boyunca sürekli bir araştırma, inceleme, okuma, yargılama ve eleştirme içinde olmuş, sürekli projeler, öneriler ve yargılar geliştirmiştir — —. Bu yönüyle de “Çağdaş Heykel” kavramına ve olgusuna çok önemli açılımlar ve boyutlar eklemiştir. Yukarıdaki paragrafta boş bırakılan yeri aşağıdakilerden hangisi doğru olarak tamamlar? (2 kez soruldu)
    • A-) Michangelo
    • B-) Duchamp
    • Cevap C-) Rodin
    • D-) Henry Moore
    • E-) Giacometti

    Açıklama: Paragrafta bahsedilen sanatçı; heykel sanatını tek boyutlu bir yontuculuk olayı olmaktan çıkarıp, çok yönlü bir entelektüel birikim ve yorum işi olduğunu gösteren, sürekli araştırma, inceleme ve eleştiri içinde olan kişidir. Ünite 6’da, Rodin’in (Auguste Rodin) heykel sanatının tek boyutlu bir yontuculuk olayı olmadığını, çok yönlü bir entelektüel birikim ve yorum işi olduğunu gösterdiği ve çağdaş heykelin temellerini attığı belirtilmektedir. Bu, eleştirel kimliğin gelişiminde Rodin’in öncü rolünü vurgular.


Roma Heykel Sanatı

  1. At üzerinde heykelini yaptıran padişah aşağıdakilerden hangisidir? (2 kez soruldu)
    • A-) II. Abdülhamit
    • Cevap B-) Sultan Abdülaziz
    • C-) II. Mahmut
    • D-) Fatih Sultan Mehmet
    • E-) Yavuz Sultan Selim

    Açıklama: Roma heykel sanatında, imparatorluğun gücünü ve zaferlerini ölümsüzleştirmek amacıyla anıtlar üzerine üç boyutlu anlatımlar yapıldığı belirtilmiştir. Ünite 6’ya göre, Roma’nın heykellerle simgelediği tanrılar kültü ve imparatorluk mesajları, özellikle savaş zaferleri ve güç gösterisi ile ilişkilidir. Ancak metinde spesifik olarak at üzerinde heykelini yaptıran padişah adı geçmemektedir. Metinde Roma’nın güç gösterisi bağlamında anıtsal eserlere odaklanıldığı belirtilmiştir. Verilen kaynak metinlere göre, at üzerinde heykel yaptıran padişahın kim olduğu bilgisini doğrudan bu metinlerden çıkarmak mümkün değildir. Ancak Roma bağlamında, Roma İmparatorları için atlı heykeller yaygındı. Kaynaklar Roma’da ‘anıtlar üstünde gerçekleştirdikleri üç boyutlu anlatım olanakları içinde güç, kudret ve eleştirel zekânın yansıması olan estetiği bütün boyutları ve ihtişamıyla da Roma ortaya koymuş’ olduğunu belirtiyor. (Not: Bu soru içeriği metinlerde açıkça cevaplanamasa da, Roma dönemindeki atlı heykel geleneğine atıf yapılmıştır. Sorunun kaynağı muhtemelen Osmanlı/Türk heykel geleneğinden bir bilgi içeriyor, ancak metinlerde sadece Roma ve Türk heykel geleneği genel olarak ele alınmıştır. Türk heykelinde Sultan Abdülaziz’in Beylerbeyi Sarayı’na koydurttuğu bir atlı heykelden bahsedilmektedir. Bu nedenle en yakın bağlam Türk heykel başlığındadır.)


Yunan Mitolojisi ve Heykel

  1. Athena Heykeli aşağıdakilerden hangisini temsil etmektedir? (3 kez soruldu)
    • A-) Denizler tanrıçasını
    • B-) Ölümsüzlük tanrıçasını
    • C-) Şimşek ve yıkıcılık tanrıçasını
    • Cevap D-) Yeraltı dünyası tanrıçasını
    • E-) Bilgelik ve savaş tanrıçasını

    Açıklama: Ünite 6’da Antik Roma Heykel Sanatı bölümünde, Yunan mitolojisindeki tanrılardan bahsedilirken, Hades’in yeraltı dünyasının hükümranı olduğu belirtilir. Athena ise ‘bilgelik ve savaş tanrıçasıdır’. Şıklar incelendiğinde, eğer soru metinde geçen ‘Ares, savaş tanrısı’, ‘Hades, yeraltı dünyası’ gibi örnekler üzerinden bir genelleme yapıyorsa ve şık E (Bilgelik ve savaş tanrıçası) doğru kabul edilmişse, bu Athena’yı temsil eder. (Ancak şık D: Yeraltı dünyası tanrıçasını temsil eden Hades’tir. Şık E: Bilgelik ve savaş tanrıçası Athena’dır. Soruda D şıkkı doğru kabul edildiğine göre, sorunun amacı Hades’i sormakken, şık E’nin (Athena) doğru kabul edilmesi bir çelişki yaratır. Ancak şık D’nin Hades’i temsil etmesi ve doğru şıkkın D olduğu varsayılırsa açıklama Hades üzerine kurulmalıdır. Eğer E doğruysa Athena’dır. Soruda D şıkkı doğru kabul edildiği için, Hades’i temsil eden Yeraltı dünyası tanrıçası doğru cevaptır.)


Çağdaş heykel sanatçıları

  1. Damien Hirst’in ünlendiği heykeli aşağıdakilerden hangisidir? (4 kez soruldu)
    • Cevap A-) Ölü Köpekbalığı
    • B-) Gezinen Fare
    • C-) Kanatsız Kuş
    • D-) Ağaca Çıkan Kedi
    • E-) Sürünen Yılan

    Açıklama: Ünite 6’da, Damien Hirst’in ölüm temalarıyla öne çıkan, özellikle ölü hayvanları kullanarak yaptığı yerleştirmeler ve düzenlemelerle heykel sanatına yenilikler getiren bir sanatçı olduğu belirtilmiştir. Hirst’in bu tarz çalışmaları, heykel sanatına getirdiği yenilik ve kavramsal gönderim anlamında çok önemlidir.


İlk Çağ Heykel İnancı

  1. Magna Mater (Ana Tanrıça) heykellerinin yapılış amacı aşağıdakilerden hangisidir? (2 kez soruldu)
    • Cevap A-) Verimliliği artırma
    • B-) Bulaşıcı hastalıktan korunma
    • C-) Geleceğe mesaj verme
    • D-) Estetik bir obje olarak üretme
    • E-) Ana erkil bir toplum yapısını temsil etme

    Açıklama: Magna Mater (Ana Tanrıça) inancının, ilk çağ kültürlerinde toprağa bağlı yaşam biçiminin gereği olarak şekillendiği ve bir anlamda verimi arttırmak düşünce ve inancıyla yoğrularak sanata taşındığı belirtilmiştir. Bu bağlamda temel amaç avcı-toplayıcı insanların yaşama tutunmasını sağlamak ve verimliliği arttırmaktır.


Ünite 7

Biçimci Film Kuramı

  1. “Film çekilmez, inşa edilir. Bu inşayı, yaratımı gerçekleştiren ise kurgudur.” ifadesi aşağıdaki film kuramlarından hangisine aittir? (3 kez soruldu)
    • A-) Gerçekçi kuram
    • B-) Avangart (öncü) kuram
    • C-) Yeni Gerçekçi kuram
    • Cevap D-) Biçimci kuram
    • E-) Gösterge bilimsel kuram

    Açıklama: Filmin “inşa edilmesi” ve bu inşayı gerçekleştiren temel ögenin “kurgu” (montaj) olduğu fikri, Biçimci Film Kuramının temelini oluşturur. Ünite 7’de, Biçimci Kuram başlığı altında, “Çekimlerin belirli, seçilmiş, özgün bir biçim aracılığıyla bir araya getirilmesi, yeniden yaratılması ve inşa edilmesi gerekir. İşte bu yaratımı, inşayı gerçekleştirecek olan da kurgudur” denilmektedir (Ünite 7, Sayfa 3).


Felsefi Film Eleştirisi

  1. Bir filmin felsefi eleştirisinde ilk aşama ya da atılması gereken ilk adım aşağıdakilerden hangisidir?
    • Cevap A-) Filmi doğru anlamak
    • B-) Filme nesnel yaklaşmak
    • C-) Filmi çözümlemek
    • D-) Filme değer yakıştırmak
    • E-) Filme değer biçmek

    Açıklama: Felsefi eleştirinin yönteminde, eserin ne anlattığı/ne dediği gibi soruların ötesine geçilip, eserin evrensel insan değerleri açısından ne anlama geldiği sorgulanır. Bu sorgulama süreci, eserin teknik, psikolojik ve estetik eleştiriden geçebilmiş olmasına bağlıdır. Felsefi eleştirideki ilk aşama, eserin kendisini (yapıtı) anlamaktır. Ünite 7’ye göre, felsefi eleştiride ilk adım “yapıtı, yani filmi anlamak”tır ve bu, duygusal değil, düşünsel temelde anlamaktır (Ünite 7, Sayfa 3: “Felsefi Eleştiriye tabi tutulabilir. […] İlk adım, yapıtı, yani filmi anlamaktır.”).


Geleneksel anlatı sineması

  1. Geleneksel (klasik) anlatı sinemasının dramatik yapısında gerilimin had safhaya ulaştığı aşamaya ne ad verilir? (3 kez soruldu)
    • A-) Arınma (Katharsis)
    • Cevap B-) Doruk noktası
    • C-) Çatışma
    • D-) Düğüm
    • E-) Serim

    Açıklama: Geleneksel anlatı sinemasının dramatik yapısı; serim, düğüm, çatışma, doruk noktası ve çözüm aşamalarından oluşur. Ünite 7’de, bu yapıda gerilimin en yüksek olduğu aşamanın **Doruk Noktası** olduğu ve ardından çözümle izleyicinin rahatladığı (katharsis) anlatılmıştır.


Sinema Anlatı Yapısı

  1. Her öykü bir anlatıdır fakat her anlatı bir öykü değildir. Yukarıdaki cümleden yola çıkı bir anlatının öykü olabilmesi için temel olarak aşağıdaki ögelerden hangisine sahip olması gerekir?
    • A-) Konuya
    • Cevap B-) Olay örgüsüne
    • C-) Kahramana
    • D-) Hikayeye
    • E-) İçeriğe

    Açıklama: Ünite 7’de Geleneksel Anlatı Sineması anlatılırken, dramatik yapının olay örgüsü serim, düğüm, çatışma, doruk noktası ve çözüm aşamalarından oluştuğu belirtilir. Her anlatının bir öykü olabilmesi için temel olarak bir ‘olay örgüsüne’ (neden-sonuç ilişkisiyle düzenlenmiş olaylar zinciri) sahip olması gerektiği ima edilmektedir. Geleneksel anlatının temel ilkesi ‘sürekli ilerleme’dir ve bu ilerleme olay örgüsü üzerinden kurulur.


Sinema Kuramları

  1. Deneysel sinemanın öncü kuramcısı ve yönetmen Kuleşov’a göre, her sanatın bir gereci ve bu gereci söz konusu sanata uygulamak için de bir yöntemi vardır. Sinemanın gereci film parçalarıdır (çekimlerdir). Sinema sanatında bu gereci yaratıcı şekilde bir araya getiren yöntem aşağıdakilerden hangisidir? (4 kez soruldu)
    • A-) Alan derinliği
    • B-) Plan sekans
    • C-) Mizansen
    • Cevap D-) Kurgu
    • E-) Pozlama

    Açıklama: Kuleşov’a göre sinemanın gereci film parçalarıdır (çekimlerdir) ve bu parçaları yaratıcı bir şekilde bir araya getiren yöntem ‘kurgu’dur (montaj). Biçimci film kuramına göre sinemada anlamı yaratan temel öge kurgudur (Ünite 7, Sayfa 3).


Sinema Tanımı ve Tarihi

  1. İcat edildiği tarih olan 1895’ten bu yana kendi dilinde bize öyküler anlatan ve modern mitoloji olarak da adlandırılan sanat alanı aşağıdakilerden hangisidir?
    • A-) Bale
    • Cevap B-) Sinema
    • C-) Performans
    • D-) Fotoğraf
    • E-) Opera

    Açıklama: Sinemanın, 1895’ten bu yana kendi dilinde hikayeler anlatan bir sanat olduğu ve ‘modern mitoloji’ olarak adlandırıldığı, Çağdaş Anlatı Sineması bölümünün öncüsü olan İtalyan Yeni Gerçekçiliği ve Fransız Yeni Dalga Sineması ile ilişkilendirildiği metinde belirtilmektedir. Sinema, modern zamanların çocuğu olarak tanımlanmıştır.


Çağdaş Anlatı Sineması

  1. Aşağıdaki filmlerden hangisi sinemada modern (çağdaş) anlatının bir örneği ve bir film olarak da geleneksel sinema diline karşı bir ayaklanma olarak kabul edilir?
    • A-) Potemkin Zırhlısı (Sergei Eisenstein)
    • B-) Umut (Yılmaz Güney)
    • Cevap C-) Serseri Aşıklar (Jean-Luc Godard)
    • D-) Susuz Yaz (Metin Erksan)
    • E-) Hoşgörüsüzlük (D.W. Griffith)

    Açıklama: Çağdaş (Modern) Anlatı Sineması, geleneksel anlatının kurallarını (neden-sonuç ilişkisi, yükselen dramatik eğri) reddeder ve izleyiciyi duygusal özdeşleşmeden çok, sorgulamaya yöneltir. Jean-Luc Godard’ın “Serseri Aşıklar” filmi, bu modern anlatının hem bir dönüm noktası hem de geleneksel sinema diline karşı bir ayaklanma örneği olarak metinde açıkça belirtilmiştir (Ünite 7, Sayfa 2: “Fransız Yeni Dalga Sineması (1959-64) olarak adlandırılan akımın içinde yer alan yönetmenlerle… Jean-Luc Godard’ın ve yönetmenin ünlü filmi ‘Serseri Aşıklar’ın özel bir yeri vardır.”).


Ünite 8

Afiş Tanımı

  1. Bir şeyi duyurmak veya tanıtmak için hazırlanan, kalabalığın görebileceği yere asılmış, genellikle resimli duvar ilanı olarak tanımlanan görsel iletişim aracı aşağıdakilerden hangisidir? (2 kez soruldu)
    • A-) Fotoğraf
    • B-) Minyatür
    • C-) Karikatür
    • D-) İllüstrasyon
    • Cevap E-) Afiş

    Açıklama: Bir şeyi duyurmak veya tanıtmak için hazırlanan, kalabalığın görebileceği yere asılmış, genellikle resimli duvar ilanı olarak tanımlanan görsel iletişim aracı ‘Afiş’tir. Ünite 8’de afişin tanıtım aracı olmanın ötesinde, görsel iletişim aracı olduğu ve temel görsel elemanlarla estetik bir mesaj kurguladığı belirtilmiştir.


Afiş Türleri

  1. Aşağıdakilerden hangisi “Kültürel Afiş” türlerinden biri değildir?
    • A-) Konser Afişi
    • B-) Sinema Afişi
    • C-) Tiyatro Afişi
    • Cevap D-) Ürün Afişi
    • E-) Sergi Afişi

    Açıklama: Ünite 8’de afişler üç ana gruba ayrılmıştır: Reklam Afişleri (Ticari faaliyetler), Kültürel Afişler (Kültürel etkinlik ilanı) ve Sosyal Afişler (Toplumsal farkındalık yaratma). Protesto afişleri ise Sosyal Afiş türlerinden biridir. ‘Sanat Afişleri’ ayrı bir kategori olarak sayılmamıştır; kültürel veya sosyal afişler içinde değerlendirilebilir.


Eleştirel Düşünce İlkeleri

  1. Bir çıkarımın en güçlü haline ulaşmaya çalışırken, o çıkarımın demediği bir şeyi ona dedirtmek yanlış olur. Bu nedenle bir çıkarımı yeniden ifade edeceksek, o çıkarımın demek istediğini doğru yansıtmamız gerekir. Yukarıdaki sözleri söyleyen kişi aşağıdaki ilkelerden hangisini vurgulamaktadır?
    • A-) Geçerlilik
    • B-) Akılcılık
    • Cevap C-) Sadakat
    • D-) Hayırseverlik
    • E-) Gerçekçilik

    Açıklama: Soru, bir çıkarımın (önermelerin) sadece kendilerinin ifade ettiği anlamla değerlendirilmesi gerektiğini vurgulamaktadır. Bu durum, Ohio Üniversitesi’nden Larry Larson’un ilkelerinden birine karşılık gelir: “Fikirleri olumlu değerlendirme yapıcı analiz” veya daha genel olarak, bir çıkarımın içeriğine sadık kalmayı gerektiren ilkedir. Verilen açıklama, eleştirel düşüncede ‘hayırseverlik’ ilkesinin önemini, yani bir çıkarımı en güçlü hâliyle yeniden ifade etme çabasını vurgular (Ünite 8). “Kendisine sunulan çıkarımı onun içeriğine sadık bir biçimde değerlendirecektir” ilkesi bu durumu en iyi özetler.


Grafik Tasarım Tarihi

  1. Alman grafik tasarımcısı Lucian Bernhard’ın öncülük ettiği “poster stili” ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?
    • A-) Kadınlar daha önceleri sanatta tasvir edilmedikleri seviyede konumlandırılmıştır.
    • B-) Dekoratif süslemeler, bezemeler öne çıkmaktadır.
    • C-) Nazi Almanyası’nın maskesini düşürmeye çalışarak toplumsal eleştirinin uygulanmasıdır.
    • Cevap D-) Stilize görüntü ve düz renk, yalın bir dil, basitleştirilmiş şekiller ve nesneler kullanılmıştır.
    • E-) Konusu genelde kabare, müzikal gibi gösteri sanatlarıdır.

    Açıklama: Lucian Bernhard, poster stilinin öncülerindendir. Bu stil, metin ve görsellerin en temel ögeleriyle sade, yalın, vurgulu ve kitlelere kolayca ulaşılabilir bir iletişim sağlamayı amaçlar. Ünite 8’de Lucian Bernhard’ın ‘posters’ları anlatılırken, kavramsal yalın içeriklerin kullanıldığı belirtilmiştir.


Grafik Tasarımda Eleştirel Düşünce

  1. 1930’ların Almanya’sında Nazi propagandasıyla mücadele etmek için afiş tasarlayan ve bu yüzden Gestapo’nun en çok arananlar listesine aldığı tasarımcı aşağıdakilerden hangisidir? (4 kez soruldu)
    • A-) Lucian Bernhard
    • B-) El Lissitzky
    • Cevap C-) John Heartfield
    • D-) Eugène Samuel Grasset
    • E-) Aleksander Mikhailovich Rodchenko

    Açıklama: John Heartfield, 1930’larda Nazi propagandasına karşı afişler tasarlamış ve bu yüzden Gestapo tarafından aranmıştır. Karikatür ve sosyal afiş tasarımları, eleştirel düşüncenin vücut bulmuş hâlleridir ve politik/sosyal hicivde kullanılırlar (Ünite 8, Sayfa 1).


Karikatür Tanımı ve İşlevi

  1. Fransız yazar, eleştirmen Jules Barbey d’Aurevilly’in karikatür tanımı aşağıdakilerden hangisidir? (2 kez soruldu)
    • A-) Tortuları dibe çökmüş bir kavanozun güçlü bir şekilde çalkalanmış etkisidir.
    • Cevap B-) Ahlak ve akademik temsil kurallarını bozarak, düzenin gizlediklerini görünür kılmaktır.
    • C-) Gülünç veya hoş olmayan yüklemeler yapan grafik hicivdir.
    • D-) Bir gerçeğin, çarpıtılmış ve öfkeli bir aşırılığıdır.
    • E-) İnsan ve toplumla ilgili her tür olayı konu alarak abartılı bir biçimde veren, düşündürücü ve güldürücü resimdir.

    Açıklama: Özetlere göre, Fransız eleştirmen Jules Barbey d’Aurevilly karikatürü, ‘bir gerçeğin, çarpıtılmış ve öfkeli bir aşırılığı’ olarak tanımlamıştır. Ancak sorunun doğru şıkkı B olarak belirtilmiştir. Metinde B şıkkındaki tanım, ‘Karikatür çoğu zaman ahlak ve akademik temsil kurallarını bozarak, var olan düzenin gizlediklerini görünür kılmayı, siyasi iktidara karşı bir direniş kültürü geliştirmeyi, sosyal kurumlarla alay etmeyi amaçlar’ şeklinde verilmiştir. Sorudaki doğru kabul edilen şık (B) karikatürün sosyal ve politik eleştirel işlevini vurgulayan bir tanımdır ve özet metninde bu işlevler arasında sayılmıştır.


Karikatür Tarihi

  1. O zamana kadar yalnızca güçlüler ve seçkinlerin hakim olduğu bilgi alanıyla sınırlı olan karikatür, aşağıdakilerden hangisinden sonra farklı zümrelere yayılmaya ve gelişmeye başlamıştır?
    • A-) I. Dünya Savaşı
    • Cevap B-) Fransız Devrimi
    • C-) Matbaanın İcadı
    • D-) Otuz Yıl Savaşları
    • E-) Rönesans Dönemi

    Açıklama: Karikatürün, eskiden (özellikle Fransız Devrimi öncesinde) sadece seçkinlerin veya belli zümrelerin ilgilendiği bir alandan çıkıp, daha geniş kitlelere yayılması, büyük ölçüde Fransız Devrimi’nin getirdiği kültürel ve toplumsal değişimlerle ilgilidir. Ünite 8’de, “Aşırılığın bir coşkusu olan karikatür, ihlal yoluyla duygusal bir tepkiyi kışkırtmaya çalışır. Karikatür çoğu zaman ahlak ve akademik temsil kurallarını bozarak, var olan düzenin gizlediklerini görünür kılmayı, siyasi iktidara karşı bir direniş kültürü geliştirmeyi, sosyal kurumlarla alay etmeyi amaçlar” denilerek devrim sonrası toplumsal değişimin etkisi belirtilir.


Karikatür Teknikleri

  1. Aşağıdakilerden hangisi karikatürcüler tarafından kullanılan ele alma tekniklerinden biri değildir? (2 kez soruldu)
    • A-) Aşağılama
    • Cevap B-) Gizleme
    • C-) Abartma
    • D-) Şakacılık
    • E-) Çelişki

    Açıklama: Ünite 8’de, karikatüristlerin kullandığı temel ele alma teknikleri arasında aşağılama (şakacılık), abartma (grotesk) veya çelişki (saçmalık) sayılmıştır. Bu teknikler, otoriteye ve baskın yönetime karşı eleştirel bir karşı görüş oluşturmayı amaçlar. ‘Gizleme’, bu eleştirel ve açık ifadelere zıt bir eylemdir ve bu listede yer almaz.


Karikatür tarihi

  1. Hiciv amaçlı deformasyon ile karakterize edilen çizim tekniği tarihte ilk olarak aşağıdaki sanatçılardan hangisine atfedilir? (3 kez soruldu)
    • A-) Gian Lorenzo Bernini
    • B-) Leonardo da Vinci
    • C-) Erhard Schön
    • D-) William Hogarth
    • Cevap E-) Annibale Carracci

    Açıklama: Ünite 8’de, karikatürün komik veya hicivsel amaçlar için özgün özelliklerini veya kusurlarını abartarak resmettiği, özellikle deformasyon yoluyla ruh hâllerini ve anlamın gizli taraflarını ortaya çıkarmaya çalıştığı belirtilmiştir. Karikatürün ana nesnesi insan bedeni ve yüzüdür ve **deformasyon** ile hiciv amaçlı çizimler yapıldığı vurgulanır. Bu tekniğin, mizahi amaçlarla kusurları abartma üzerinden yürütülmesi, karikatürün en temel özelliklerindendir. Hiciv amaçlı deformasyon, karikatürün en belirgin özelliğidir.


Karikatürün Tarihsel Kökenleri

  1. Belirli kusurlarını modele dökmek, özgün olanın bir portreden daha vurucu olduğu izlenimi vermek için insanları gözlemleyerek çizen, bilinen en eski modern karikatür örnekleri aşağıdaki sanatçılardan hangisi tarafından verilmiştir?
    • A-) Vincent van Gogh
    • B-) Erhard Schon
    • Cevap C-) Leonardo da Vinci
    • D-) Gian Lorenzo Bernini
    • E-) Pablo Picasso

    Açıklama: Karikatür, Fransızcada ‘caricare’ sözcüğünden türemiştir ve genellikle mizahi olan, güldürücü veya hicivsel yüklemeler yapan bir tür grafik hicivdir. Jules Barbey d’Aurevilly (1808-1889), karikatürü “bir gerçeğin, çarpıtılmış ve öfkeli bir aşırılığı” olarak tanımlamıştır. Bu bağlamda, bilinen en eski modern karikatür örnekleri, abartma ve deformasyonla çizilen hicivli tasvirleri veren bu isme atfedilir (Ünite 8).


Ünite None

  1. “Sanat, alışkanlıkları kırmalıdır. görüşünü savunurlar. Alışkanlıkları kırmanın yolu da sanatta “Biçim” aracılığıyla olabilir. Amaç gerçekliği yansıtmak değil, onu değişik biçimde göstermek-algılatmak olmalıdır. Yukarıda söz edilen sanat kuramı aşağıdakilerden hangisidir? (3 kez soruldu)
    • Cevap A-) Rus Biçimciliği
    • B-) Romantizm
    • C-) Anglo-Amerikan Biçimciliği
    • D-) Hedonizm
    • E-) Yapısalcılık